Bir önceki A8 satıldığı yıllar boyunca belkide çok haketttiği ilgiyi görememişti ama bu genç ve taze kanın bize sunacakları A8 için Türkiyede yeni bir hayatın ilk adımları olacaktı.
Rüzgarla beraber yere hızla inen sulu kar altında Körfez Pistine ulaştım. Herkes çoktan yerini almış, çıtır çıtır yanan şöminenin başında Audi yetkilileriyle kısa ve tatlı bir sohbetten sonra sabırsızlıkla beklediğim an geliyor. Artık bu devin kollarına kendimi atıp bana sunacağı sürprizlere hazırlanmam gerek.
Daha önce sadece fotoğraflarda görme şansı bulduğum A8, 5 metreyi aşan boyuna rağmen inanılmaz sportif bir çizgi sergiliyor. Aracın ön tarafında taşınan TT ruhu ve bütün hatlarını gergin gösteren müthiş kaslı yapısıyla canlı kanlı karşımda. İnsanın nefesini bir an tutup keyifle seyretmesi gerek bu aracı. Tasarımı hacme bu kadar iyi adapte etmeyi başaran Audi mühendislerini birkere daha kutlamak gerekir. |
|
Sınıfında bulunan 7 serisi BMW ve S serisi Mercedese göre kendini daha sportif konumlayan Audi görüntüsüyle bunu başarmış. Bu güzel kaportanın altında ileri teknolojiyle şekillendirilmiş bir yapı var ASF (Audi Space Frame);daha hafif gövde ve daha dengeli ve sarsıntısız sürüş, bir önceki A8de başlayan devrim yeni jenerasyonla bir adım daha ileri götürülmüş. Aracın B kolonunda bulunan damga onu diğer otomobillerden hemen ayırt ediyor.
Bu otomobil sizi parmak izinizden tanıyor ve bu sayede sizin özel ayarlarınızı otomobile binmeden yapıyor. Parmak iziniz birkere tanındıktan sonra otomobilinizi çalıştırmak için artık anahtara bile ihtiyacınız yok, tüm yapmanız gereken otomobile kendinizi tanıtmak, bu ayarları 4 farklı kullanıcı için yapmak mümkün.
Otomobilin içinde yaşanılanlar ise Audinin bildiğimiz üst sınıf işçilik ve malzeme seçiminin bir yansıması olarak göze çarpıyor. Tüm kumandalar elinizin altında , ne kadar çok şeyi kumanda ettiğinizi gördüğünüzde bu kadar çok şeyin ne kadar iyi paketlendiğini daha iyi anlıyorsunuz. Aracın orta dashboardunda bulunan MMI (Multi Media Interface) ekranı üzerinden TV, radyo, navigasyon, telefon, internet, uyarlanabilir havalı süspansiyon sistemi ve araca dair tüm seyir bilgilerini alabiliyorsunuz.  |
|
Kullanacağımız otomobil A8 4.2 Quattro, 335 beygir gücündeki otomobil yaklaşık 1780 kilogram. Üst hızı 250 km/saat ile sınırlandırılmış, Audinin bir önceki A8de kullandığı yüksek performanslı motorun yeni teknolojiyle yorumu bir mühendislik harikası olarak burada karşımıza çıkıyor. Motor 3500 devirde 430 nm tork üreterek tam duruştan 100 km hıza 6.3 saniyede çıkıyor. Sportiflik denince ne kastettiğim şimdi sanırım daha iyi anlaşılıyor. 5 metrelik bu şık limuzin keyfli motor homurtuları çıkararak yerinden bir ok gibi fırlıyor.
Aracın üzerindeki standartları bir test yazısına sığdırmak pek mümkün değil ama etkileyici olan kısmından bahsetmek lazım. Otomobil sürekli dört çeker ve güç dağılımı ihtiyaca göre otomatik olarak yapılıyor. Elektronik diferansiyel kilidi, anti patinaj sistemi ve fren güç dağılımı modülü elektronik stabilite proramıyla ortak olarak çalışıyor. Aracın üzerindeki Tiptronic şanzımanda türünün ilk örneği olarak 6 ileri düzenlenmiş ve otomatik versiyonda dinamik spor program seçeneğide sunuyor.
Uyarlanabilir havalı süspansiyonlar sayesinde aracınızı farklı modlarda kullanabiliyorsunuz. Yüksek ,dinamik ve konfor seçenekleri dışında sizin sürüş stilinize otomatik uyum gösteren bir süspansiyon progamıda var. 120 km/saat üzerinde hızlarda yol tutuşu iyileştirmek ve yakıt sarfiyatını azaltmak amacıyla araç spor kullanım programına otomatik geçiş yapıyor. 6 ileri tiptronic şanzıman direksiyon üzerinden F1 benzeri kumandalarla kontrol edilebiliyor ve ben buna bayıldım.
 |
|
İlk birkaç turumu yavaşça yolu tanımaya çalışarak geçiyorum ve giderek hızlanıyorum. Servotronic direksiyon sayesinde otomobil tepkilere anında cevap verebiliyor. Bu uzunlukta ve hacimde bir aracın bu kadar esnek ve kontrollü olması gerçekten etkileyici. Virajlarda otomobili zorlamama rağmen yoldan çıkma ve kayma eğilimine girmiyor. Yerdeki yağmura rağmen ESP ve Quattro tüm hataları affediyor. Bu devin daracık Körfez Pistinde vahşi davranışlar sergilemesini beklerken tüm zorlamalara rağmen bu kadar uysal davranması çok etkileyici.
Hızlanma ve fren testlerinde araç tam puan alıyor. Hızlandığı kadar çabuk ve güvenle duruyor. Frenlerken en ufak bir kayma, denge bozukluğu göstermiyor.Manevra sırasında ve virajlarda bile frenaj sorun yaratmıyor. Aracın direksiyon harketelerine göre tepki veren orta farlar sayesinde araç sağa ve sola dönerken ilgili far devreye giriyor ve viraj içini aydınlatıyor. Xenon farlara ve aydınlatma gücüne değinmeme zaten gerek yok.
Şimdi bir Audi klasiği olan Quattrodan bahsetmek istiyorum. Bu ağırlıkta ve uzunlukta bir aracı bu kadar yumuşak kontrol altında tutabilmenin anahtarı dört çeker sisteminde, kendinizi minik bir spor otomobil kullanırmışçasına rahat hissetmenizi sağlıyor ve araç yol tutunma kabiliyetini sınırlarda bile koruyor. Bu araç yoldan çıkmıyor demek değil ama bunu yapmak için hakikaten sıradışı bir çılgınlık yapmanız gerekebilir.
Aracın içindeki klima sürücü, yolcu ve arka koltuktaki yolcular için ayrı ayarlarla çalıştırılırken otomatik olarak iklimlendirme yapıyor. Aracın önünden daha konforlu olan arkasında çok yeterli bir bacak mesafesi. Klima kontrolü ve müthiş rahat koltuklar var. Tabi bu aracın ne amaçla yapıldığı düşünülürse bu durum sürpriz teşkil etmiyor.  |
|
Güvenlik konusuna gelince hafifletilmiş şasinin getirdiği esneklik ve tüm bu yürüyen aksam içerisinde sunulan aksesuarlar aracı sürüş sırasında çok güvenli kılıyor ama hava yastıklarıda unutulmamış önde ve yanda , ayrıca yolcu tarafında yanlarda baş ve boyun yaralanmalarını önleyen hava yastıkları düşünülmüş.Önden arkaya uzanan hava yastığı perdesi sayesinde yandan gelecek darbelerde meydana gelebilecek baş ve boyun yaralanmaları riski azaltılmış. 3 noktalı emniyet kemeri önde hafızalı ve elektrikli yükseklik ayarına sahip.
Her testimin sonunda kendimi sorguluyorum acaba bu otomobilde hiç mi sorun yok?
Ben bulamadım, bu sınıfta zaten hataya yer yok, müşteri seçici ve karşılığını ödemeye çoktan hazır ama yine de ben bu otomobilin sıradan adamlar için olmadığını düşündüm onlar hala babalarının markasını kullanıyorlar. Zaten biz Türkler biraz böyle değil miyiz, yeniye ve iyiye hep ayak diretiriz. Yeniliklere açık olmak insanın ruhunu zenginleştirir, bu otomobil insanın duygularını ateşliyor, belkide hepimiz bu kadar heyecana hazır değilizdir.
Bir makam otomobilinden daha fazlasına ihtiyaç duyorsanız bundan daha iyi birşey bulmanız çok kolay değil. A8 hızlı, güvenli, dengeli, konforlu ama yaramaz ruhları daha çok seviyor. Sıkıcı adamlar kendilerine başka otomobiller bulsunlar çünki A8 hiç onlara göre değil.