Home page
Haber Menüsü


Ümit Sezgin
Yazara e-mail göndermek için fotoğrafa tıklayınız.
 
Bahçeli’yi “anlamak” zorundayız
 
Başbakan Yardımcısı Devlet Bahçeli, MHP’nin “yanlış anlaşılmasından” ve “anlaşılamamasından” muzdarip. Bahçeli, Derviş’le MHP arasında yaşanan sıkıntılardan, uyum paketi tartışmalarına kadar her konuda muhataplarının “net ve şeffaf” olmasını istiyor.
 
Ankara
 
25 Ocak—  Son dönemde Uyum Paketi tartışmalarıyla doruk noktasına ulaşan süreçte MHP’nin çizdiği imaj pek çok kişiye göre adeta bir “uyumsuzluk abidesi”ydi. Bu süreçte IMF ile ilişkilerde pürüz MHP olarak algılandı. AB ile ilişkilerde engel sanki yine MHP’ydi. İdam cezasının tamamen kaldırılması gündeme geldi, itiraz yine MHP’dendi.

   
 
       
    TOP5 Ergenekon’da 16 kişi daha gözaltında  
NTVMSNBC Reklam  
 

  Öyle bir tablo çizildi ki, sanki MHP hükümet ortağı bir parti değil de, “oyunbozan, mızıkçı çocuktu”.
       İşte Devlet Bahçeli, asıl olarak bu imajdan rahatsız.
       Bu imaj yüzünden bugüne kadar hükümet uygulamalarına yaptıkları katkının, koalisyona uyum için gösterdikleri çabanın hakettiği övgüyü alamamasından yakınıyor.
       Bahçeli, gazete ve televizyonların temsilcileriyle yaptığı 2 saatlik sohbet toplantısında tüm sorulara sabırla cevap verirken, mealen hep aynı mesajın altını çizdi; “Bizi doğru anlarsanız, göreceksiniz ki biz karşı çıkmak için karşı çıkan, sürekli huysuzluk yapan bir parti değiliz. Biz görüşlerinde ciddiyetle, kararlılıkla duran bir hareketiz.”
       
”MUHATAPLARIMIZ NET OLSUN”
       Devlet Bahçeli’nin kurmaylarıyla katıldığı toplantıda ortaklarına, özellikle de hükümetin ANAP kanadına ve Kemal Derviş’e verdiği mesaj ise “net, açık, kararlı olun” şeklinde formüle edilmişti.
       Muhataplarından isim vermeden şikayetçi olurken de hep aynı sorunun altını çizdi, “İçerde başka dışarda başka, bugün başka yarın başka konuşulmamalı.”
       Bu netlik ve kararlılık talebine en somut örneği uyum yasaları paketi üzerinden verdi. Adalet Bakanı tarafından hazırlanan paketi tüm ortakların uzun süre inceledikten sonra önce zirvede sonra Bakanlar Kurulu’nda ele aldıklarını ve tartıştıklarını hatırlattı. Ve ANAP lideri Yılmaz’ı kastederek sordu; “O görüşmelerde, tartışmalarda hiç itiraz etmeyenlerin, tasarı üzerinde mutabakata varılırken ses çıkarmayanların şimdi tasarıyı değiştirmeyi talep etme hakları var mıdır?”
       Herhalde bu soruya Sayın Yılmaz’dan “net” bir cevap gelecektir. Bahçeli’nin “net ve açık olun” mesajlarının bir diğer muhatabı tabii ki Kemal Derviş’ti. Bahçeli, Derviş’e mesajını iki ayrı cümleyle formüle etti;
       -”Kim şeffaf olacaksa önce liderlerin huzurunda şeffaf olacak”
       -”Ben çalışmaları, anlaşmaları gazetecilerden önce duymak istiyorum.”
       
DERVİŞ MHP’Yİ İKNA ETMEK ZORUNDA
       Bahçeli’nin aslında Kemal Derviş’ten istediği son derece basit; “Koalisyon adabına uy, MHP’yi karar süreçlerinin dışında bırakma.”
       Hükümetin bir ortağı olarak, icraatlerin sorumluluğunu da paylaşan bir partinin bu talebi elbette son derece makul.
       Derviş ve arkadaşlarının bu noktada şöyle bir itirazı olabilir; “Ama MHP’liler önlerine ne giderse gitsin itiraz ediyorlar, engellemeye, değiştirmeye çalışıyorlar.”
       Doğrudur, olabilir, MHP’liler özellikle IMF, Dünya Bankası ve Amerikan orijinli tasarılara milliyetçi ideolojileri nedeniyle alerjik yaklaşıyor olabilirler. Ama bunun çözümü, bu tasarıları onlardan saklayıp, son dakikada “IMF böyle istiyor, yoksa anlaşma olmaz” dayatmasıyla önlerine getirmek değil.
       Gerçi bugüne kadar kimi tasarılar böyle son dakika oldu bittileriyle MHP’ye kabul ettirilebildi ama gelinen noktada da ilişkiler son derece yıprandı. Bugün Bahçeli, Derviş için başarısız diyemiyor ama belli ki içinden de “başarılıdır” demek gelmiyor. “Çok gayretli” demekle yetiniyor. Aslında aynı hükümette yeralan ortaklar olarak birinin başarısının diğerinin de başarısı olduğunu bilmelerine rağmen, yine de takdir etmek zor geliyor.
       
”SUSMAK BİLMEMEK DEĞİLDİR”
       Bahçeli’nin şu mesajını da Kemal Derviş, satır aralarını okuyarak dikkate almak zorundadır:
       “Susmak bilmemek değildir. Her zaman gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz. Bize göre güven unsuru programın tutarlılığına ve kararlılıkla yürütülmesine bağlıdır. Güven unsuru kişilere bağlı değildir.”
       Bu sohbet toplantısı Bahçeli’nin yeni uygulamaya koyduğu bir açılımın ilk adımı gibiydi. Galiba bundan sonra Devlet Bahçeli belirli aralıklarla basın mensuplarına bu tür açıklamalarda bulunacak ve MHP’yi anlatmaya çalışacak.
       Sonuç itibariyle Bahçeli’nin iki saatlik açıklamalarından benim aldığım mesajların toplamının özeti ise şu; “Kimse MHP’yi sevmek zorunda değil. Ancak MHP’yle çalışmak isteyenler, MHP’yi doğru anlamak zorunda.”
       Tabii bu mesaj bizler, gazeteciler için de geçerli. Her ne kadar MHP’yle çalışmak gibi bir konumda değilsek de, Bahçeli kamuoyunu bilgilendiren kurumlar olarak MHP’yi doğru anlamamız ve anlatmamız gerektiğine dikkat çekiyor.
       Eh, haksız demek de mümkün değil.
       
APO-AB KORELASYONU
       Bu açılım dışında Devlet Bahçeli’nin anlattıkları içinde başka “yeni” antetli bir unsur yoktu.
       Örneğin MHP idam konusunda eski görüşlerini saklı tutuyor. İdam cezasının kaldırılmasına karşı değiller ama Apo’nun ve PKK’lıların idam cezalarının infazında ısrarlılar.
       TCK’nın 312 Maddesi’nin AB yolunda Türkiye’nin önünde engel olduğuna inanmıyorlar. Genel olarak da, o bildiğimiz klasik “kendimizi AB’ye anlatamıyoruz” klişesinden vazgeçecekler gibi görünmüyorlar.
       Yalnız burda yeni bir tehlike var. Kürtçe eğitim talebi, kimliklerde Kürt ibaresinin yeralması isteği gibi konular gündeme geldiğinde Devlet Bahçeli “çok önemli” saydığı bir saptamadan söz etti;
       “Türkiye’de birilerinin AB’ye üyelik sürecini PKK’nın siyasallaşması sürecine çevirmeye çalıştığından şüpheleniyoruz. PKK’nın siyasallaşması kriterlerini AB’ye üyelik kriterlerinin arkasına saklamaya çalışıyorlar.”
       Bu saptama doğru bile olsa büyük bir riski içeriyor; “AB’ye üyelik sürecini PKK’ya endekslemek.”
       Yani MHP bu süreçte önüne gelecek her teklifi, her adımı, “Acaba bunun arkasında PKK mı var, bu adım PKK’ya mı yarar?” kuşkusu perspektifinden değerlendirecekse, eyvah!..


       Elbette sağlanacak her yeni özgürlüğü, atılacak her ileri adımı yalnız PKK değil, radikal dinci örgütler de dahil, tüm gruplar kullanmaya çalışacaktır.
       Peki bu böyle diye biz özgürleşmekten vaz mı geçeceğiz? Böyle bir bakış açısı bırakın özgürleşmeye, demokratikleşmeye yönelik yeni adımlar atmayı, bizi varolan özgürlükleri de kısıtlamaya götürür.
       Kuşkunun ve korkunun gölgesinde özgürleşemeyiz, demokratikleşemeyiz. MHP de bunu anlamak zorunda.
       

Ümit Sezgin / CNBC-e Ankara Haber Müdürü
       
 
       
    MSNBC News Bahçeli ve Sezer de ABD'ye gitmeli
MSNBC News Kime, ne verilecek, nasıl geri alınacak?
MSNBC News Bankacılık operasyonu: Kim kimi kurtarıyor?
MSNBC News ANAP'ta istifalar nereye kadar?
MSNBC News Milletvekili zammı niye geri alınıyor?
MSNBC News Ankara neden heyecanlı ve tedirgin?
MSNBC News Deklarasyon ölü doğdu
MSNBC News Ankara'da "birileri" varmış
MSNBC News Demirel'e uluslararası görev
MSNBC News Teröre cevapta Türkiye'nin rolü
MSNBC News ABD'ye saldırının Türkiye'ye faturası
MSNBC News Okuyan çocuklar, çalışamayan babalar ve Kaddafi'nin muzu
MSNBC News Ecevit, sirenler ve tanrıça Kirke
MSNBC News "Yakın tehlike" Anayasa'da
MSNBC News Krizseverler ve Eylül beklentileri
MSNBC News Ampul muhabbetleri
MSNBC News "Mebus mu oldun muhtar emmi?"
 
     
 
  NTVMSNBC KULLANICILARININ TOP 10'u  
 

Bu haberi diğer okuyucularımıza tavsiye eder misiniz?
hayır   1  -   2  -   3  -   4  -   5  -  6  -  7  kesinlikle

 
   
 
 
NTVMSNBC   NTVMSNBC 'ye iyi erisim için
Microsoft Internet Explorer
Windows Media Player   kullanın
 
   
  Ana Sayfa | Güncel | Dünya | Ekonomi | Sağlık | Yaşam | Teknoloji | Kültür & Sanat | Spor | Hava Durumu | Haber Özetleri | Arama | NTVMSNBC Hakkında | Yardım | Spor Yardım | Tüm Haberler |
Araçlar | NTVMSNBC Reklam Seçenekleri | Hukuki Şartlar & Gizlilik Hakları