enklerin şarkısı var mıdır?
Varsa, doğa en güzel nerede, ne zaman söyler bu şarkıyı?
Bu soruların yanıtını bulmak için Ekim ayının on beşinden sonrası ile Kasım ayının ilk haftası arasında bir gün Yedigöller'e gitmelisiniz. Orada sizi sarının, kahverenginin, siyahın, kızılın ve yeşilin bayramı beklemektedir. Bu nedenle yola geceyarısından sonra çıkıp, en azından sabahı, Bolu ile göller arasında kalan yolda karşılamalısınız. Bolu'nun içinden Yedigöller'e dönen 42 kilometrelik yol, eğer birkaç gün önce yağmur veya kar yağmışsa, aracınıza kafa tutabilir! Ama hava iyiyse, güneşi gecenin koynundan çıkarıp şafağın yorganıyla size gösterecektir. İşte o zaman, aracınızı başkası sürüyorsa, arabadan inin ve onu göllere doğru uğurlayın. Bu belki de, yaşamınızda verdiğiniz en doğru kararlardan biri olacaktır. Çünkü, Yedigöller'de ve yöresinde ışık, sonbaharda sarışın şarkılar söyler. Göllere on kilometre kala başlayacağınız bir yürüyüş, sizi yoracaktır elbette ama, kentlerin yok ettiği doğanın coşkusunu ve yaşam sevincini içinize yeniden dolduracaktır. Yedigöller'in sonbaharda görkemli bir renk şölenine dönüşmesi öncelikle bu yolda başlar. Aksöğütlerin, alıçların, karaçamların, kayınların, üvezlerin, göknarların üzerindeki sis yorganı bazen öğlene kadar uzaktan uzağa sizi izler. Yolun başlangıcındaki ağaçların kimi zaman yapraklarını dökmüş olması moralinizi bozmasın, çünkü aşağılara indikçe korunaklı tepelerin arasında ağaçların gündüz görülen fener alaylarına dönüştüğünü göreceksiniz.
Kapankaya’nın sessiz cenneti
Göllere gelmeden önce, Kapankaya'ya çıkmalısınız. Pek de büyük olmayan tabelasını yolun solunda göreceksiniz. Kapankaya, önce tahta merdivenleri, sonra küçük bir patikayı adımlayarak çıkacağınız; çıktığınız zaman da manzara karşısında hayretle ıslık çalacağınız bir görüntü sunar size. Yüzbinlerce ağacın yanyana gelerek yarattığı sessiz cennet, ayaklarınızın ucundan başlar gibidir ve siz, onların arasına saklanmış gölleri görebilmek için ilk şaşkınlığınızı üzerinizden atmak zorundasınızdır. Kapankaya'da en azından yarım saat oturun ve yeryüzünün yüreğinizdeki bulutları dağıtışını duyumsayın. Bu bile, Yedigöller'e gitmek için başlı başına bir gerekçedir.
Kapankaya'dan sonraki durağınız, neredeyse altı yüzyılı zamanın sepetine doldurmuş olan anıt çamdır. Yolun hemen sağındaki bir tabela ona ulaşacağınız dar yolu size gösterecektir. Tırmanırsanız, toprağın ve kökün birbirine böylesine sarıldığı bir yaşam tanıklığı, otuz metreyi aşan yüksekliği ve grimsi rengiyle karşınıza çıkacaktır. Ona sevgiyle bakın ve dokunun. Sizi tanıyacaktır. Aslında, Yedigöller bütün güzelliği, doğal dokusu ve kendiliğindenliği ile yitirmekte olduğumuz şeylerin neler olduğunu anlatır bize ve içimizi acıtır.
Göllere varan yolda, geniş görüş perspektifiyle bir de tahtadan yapılmış balkon vardır! Toprak yolun hemen solundadır ve üzerinden aşağıya baktığınızda, eğer yapraklarda kızıl rengin hükümdarlığı zamanıysa, hemen altınızda büyük bir yangın olduğu duygusuna kapılırsınız. Bana soracak olursanız, Yedigöllerin sesi olsaydı eğer, bu ses sonbaharda yanan bir kemanın çıkardığı ses olurdu.
Ve göller...
Bir yılan gibi kıvrılarak aşağıya inen yolu izlemeye devam ederseniz, birkaç kilometre sonra göllere varırsınız. Orman Bakanlığı görevlilerinin bekleme kulübelerini geçtikten hemen sonra, solda İncegöl'ü göreceksiniz. Fotoğrafçılar için büyüleyici yansıma görüntüleri veren bu gölün ardında, Sazlıgöl gizlenir. Çevresinde hoş bir patika vardır ve mantarların boy gösterdiği günlerde burada fotoğraf meraklılarının gözlerini dört açmaları gerekir. İki gölün arasındaki yaprak yığınları ve yumuşak ışık, içinde renkler oynaşan küçük havuzla birlikte, güzel bir fotoğraf için çağrıdır. Sonraki göl olan Nazlıgöl'de yapraklara vuran ters ışığı, hemen ardındaki Küçükgöl'ün yanında da çağlayanı fotoğraflayabilirsiniz. Buralar, sonbaharda bir yaprak denizidir. Sonra, Orman Bakanlığı'nın hazırladığı piknik alanlarında mola verebilir, yanınızda getirdiğiniz yiyecekleri yiyebilirsiniz. Yedigöller çevresinde, küçük bir alabalık üretme çiftliği dışında yiyecek sağlayabileceğiniz hiçbir yer yoktur. Bu nedenle aç kalmamak için önceden hazırlıklı olmalısınız!
Deringöl'ün çevresini dolaştıktan sonra, ışığın su içmeye indiği Büyük Göl'e varırsınız ki, bu iki göl birer yansıma başyapıtıdır. İzlenimci bir ressam, tuvalini gölün kıyısına koyup renklerle oynamaya kalksa, Yedigöller'deki yansımalarla yarışamaz.
İyice yorulduğunuzu biliyorum ama, kendinizi dünyanın yedi harikasını geziyor olarak kabul edin ve Seringöl'le gezinizi tamamlayın. Dinlenmek için yeriniz de hazırdır: Büyük Göl'ün üzerine yapılmış ahşap iskele sizi bekliyor. Akşam üzeri, gölün bir toplardamar gibi ışınları alıp ebruya dönüştürdüğü saatler, sıçrayan alabalıkları görebilir, bu yitip gitmemiş güzellikleri korumanın yollarını düşünmeye başlarsınız.
Her mevsim güzel
Yedigöller, yalnızca sonbaharda güzel değildir. Diğer mevsimlerde de kendine özgü görüntülerini gözbebeğinize ve belleğinize cömertçe sunar. Bahar aylarında kuşlar kendilerini mükemmel bir yerleşim alanı olan yöreye gelirler ve ormanları cıvıltılarla doldururlar. Ağaçbilimciler için Yedigöller, ders kitabı gibidir. Ancak Aralık ve Nisan ayları arasında, yağmur ve kar toprak yolu bozar ve ulaşımı olanaksız duruma getirir. Her şeye rağmen, jiple gitmeyi deneriz diyorsanız, bunu yapmadan önce traktör yardımı alabileceğiniz köylüleri ya da orman bekçilerini haberdar etmeniz yararlı olur. Çadır kuracaklar içinse Yedigöller, masalsı geceler yaratır. Samanyolunun yıldızlarını görücüye çıkardığı geceler, yıldızların göllere yansıyan yüzü, sizi ışıltılar içinde bırakır. Siz, doğanın böylesine güzel bir resminin bir köşesinde yer aldığınız için mutluluk duyarsınız.
E-Posta: akgunakova@superonline.com
ULAŞIM
Otobüs:
Öz Bolu Seyahat
Bolu: (0374) 215 11 91
İstanbul Esenler: (0212) 658 20 98
İstanbul Harem: (0216) 492 83 14
Üstün Erçelik
Bolu: (0374) 212 17 67
Ankara AŞTİ: (0312) 224 16 67 |
KONAKLAMA
Bir gece önceden Bolu’ya gider ve orada konaklarsanız, Yedigöller yoluna erkenden ve dinlenmiş olarak çıkabilirsiniz.
Koru Hotel: (0374) 225 22 90 – 225 28 32 – 34 (3 Hat)
www.koruhotel.com
Hotel Köroğlu: (0374) 212 53 46
Otel Eratay: (0374) 212 57 01 |
AKLINIZDA BULUNSUN
-
Ana yoldan Yedigöller'e sapmadan önce yeterli benzininizin olup olmadığına bakın ve azsa doldurun. Çünkü, ne güzel ki, o sarışın yola benzin istasyonu yapılmamış!
-
Yedigöller'e belli bir noktadan sonra yürüyerek giderseniz, tabelalardaki kilometre rakamlarına güvenmeyin! En iyisi, Bolu'dan içeri girmeden önce aracınızın kilometre sayacını sıfırlamak ve yaklaşık 35 kilometre sonra arabadan inerek yürümeye başlamaktır. Yolun son 5 km. arabanızı hırpalayabilir, hele altı yere yakınsa dikkat!
-
Yolda köpeklerle karşılaşırsanız, kaçmaya çalışmayın! Sahipleri seslerini duyup onları çağıracaktır! Çağırmazsa, soğukkanlı olun, kımıldamadan durun! Koruduğu kulübelere sizden bir zarar gelmeyeceğini anlayıp peşinizi bırakacaktır.
-
Orman Bakanlığı'nın Yedigöller'deki konuk evlerinde kalmak isteyenler, Orman Genel Müdürlüğü'nün Ankara'daki telefonunu arayabilirler: 0 312 212 63 00'dan 33 84'ü bağlamalarını rica edin. Ancak, altı adet konuk evine talebin yoğun olduğunu bilin, özellikle hafta sonları için!
-
Bolu’dan girip Yedigöller’e vardıktan sonra dönüşü aynı yoldan değil, tam aksine giderek Mengen üzerinden yapın. Yolunuz uzasa da, manzaralar bunu unutturacaktır.
|
 |
|