eresinden isterseniz orasından bakın... 88 adacıktan oluşan, irili ufaklı 1200’e yakın kanalla sarmallanan, 600’e yakın köprüyle birbirine bağlanan, “Kuzey’in Venedik’i” olarak da anılan bir hoşgörü ve kültür kentidir Amsterdam...
12. yüzyılda küçük bir balıkçı köyü olarak kurulmuş, Amstel nehri üzerine “dıjk” denilen setlerin çekilmesiyle adı önce Amsteldam olmuş, daha sonra Amsterdam’a dönüşmüştür. 19. yüzyıl başlarında, 1. Napolyon döneminde Hollanda Krallığı’nın başkenti olmuştur.
Mavi gözlü, beyaz tenli, sarı saçlı Hollanda ırkının gurur kaynağı Amsterdam, tüm dünya başkentlerinde olduğu gibi kendine özgü kültürüyle haklı övgülere neden olmaktadır. Sınırsız hoşgörüsü ile ticari anlayışı birleşince dünyanın vazgeçilmez kentleri arasına girmiştir.
Yaklaşık 731 bin nüfuslu kentte, kültürden sanata, romantizmden sportif aktivitelere, eğlence adına yapılan erotizm çılgınlığından hafif uyuşturucu (light drug) partilerine varıncaya kadar, aklınıza ne gelirse bulabilirsiniz.
ŞEHİR TURU İÇİN…
Amsterdam’ın klasik tanıtımından önce vereceğimiz bazı bilgileri dikkate alırsanız gezinizi mutlu geçirebilirsiniz... Kısa zamanda çok yer görmeye kararlıysanız, bütçenizi hesaplı kullanmak istiyorsanız sorun yok, alternatif çok... İlk önereceğimiz şey, şehir merkezine ulaşır ulaşmaz, metro, otobüs ve tramvay dahil neredeyse her yerde geçen ve adına “Strippen kaart” denilen kartlardan almanızdır. Santral İstasyonu ile her sigara ve dergi dükkanından satın alabileceğiniz kartlarla ulaşım sorununu “hesaplı” hale getirebilirsiniz. 24 saat geçerli olan kartlar için kişi başına ödeyeceğiniz ücret 4,5 euro.
Yok, bu yetmez, diyorsanız ve geniş kapsamlı bir tur düşünüyorsanız o da mümkün. Amsterdam şehir merkezinde, hemen hemen her yerde rastlayabileceğiniz “VVV” denilen turizm ofislerinden birine uğramanız yeterli olacaktır.
VVV ofislerinden birinde size sunulacak 3 seçenekli “Amsterdam Pass” kartlarından birine sahip olmanız durumunda, bedava şehir turları ile birlikte çok şey sunulacaktır. Örneğin: Rembrant, Van Gogh dahil 25’e yakın müzeye ücretsiz girebileceksiniz. Yine ücretsiz “kanal turu” yapabileceksiniz. Pek çok yerde yüzde 25 indirimle alış veriş yapabileceksiniz. Bütün bunları yapabilmeniz için 3 seçenekli “pass” biletlerden birini satın almanız yeterlidir. 3 seçenekli kartların ücretleri şöyle: Kişi başına 24 saat geçerli “pass” bilet ücreti 31 euro, 48 saat geçerli “pass” bilet 41 euro, 72 saat geçerli “pass” bilet ise 51 euro.
DAM MEYDANI
Dam Square olarak da bilinen Dam Meydanı, kentin dünyaca ünlü üç ana meydanından biri. Diğer iki ünlü meydan ise, Rembrant ve Leidse Meydanı. Dam Meydanı çevresinde marka mağazalardan oluşan alışveriş merkezlerinin yanı sıra hesaplı alış veriş için uygun dükkanlar da bulunmakta. Meydanın en büyük özelliği 2. Dünya Savaşı’nda ölen Hollandalılar için dikilen anıt ile Kraliçenin taç giyme töreni için yapılan Kraliçe Sarayıdır.
Bu meydanın hemen karşısında ünlü Kültür Merkezi Nieuwe Kerk, Grand Kransnapolsky yer alır.
2. Dünya Savaşı sırasında 15 yaşındaki Anna Frank’ın ailesi ile dört yakınının Nazilerden saklandığı ev yürüyerek 5 dakika mesafededir. Nazi katliamında önemli olayların cereyan ettiği kabul edilen tarihi evde, Anna Frank günlüğünün bir bölümü ile bazı aile fotoğrafları ve Yahudi düşmanlığı üzerine sergiler bulunmaktadır. Anna Frank’ın evi ziyaretçilere açıktır.
MÜZELER KENTİ
Sanatta, özellikle resimde haklı bir üne kavuşan Amsterdam bir müzeler kentidir. Şehir merkezinde yer alan Rijksmuseum (Devlet Müzesi) başta gelir. Yaklaşık 7 milyon sanat yapıtının yer aldığı müzede yağlı boya tablo sayısı 5 bini aşmaktadır. Rembrant’ın fırçasından çıkmış tablolar karşısında büyülenmemek olası değildir.
Van Gogh Müzesi ise yakın çağın en ünlü müzesi olarak bilinir. “Işığı keşfeden” ve resimde devrim yaratan adam olarak tarihe geçen Van Gogh’un önemli eserlerini, haftanın 7 günü adını taşıyan müzede görmek mümkündür.
Amsterdam’da yer alan ünlü müzelerden biri de Stedijk Müzesi’dir. Bu müze modern klasikler ağırlıklıdır. 1850 sonrası sanat dünyasında ünlenmiş Picasso, Monet, Kardinsky başta olmak üzere çok sayıda sanatçının eserleri yan yana asılıdır.
Kentte yer alan ilginç müzelerden biri de Asmterdam Seks Müzesidir. Santral İstasyona çok yakın bulvar üzerinde yer alır. Müzede ünlü köşelerinden birinde Hollandalı dansöz Mata Hari’nin (asıl adı Margaretha Zelle) müstehcen fotoğrafları ile idam fermanı ve Almanya adına casusluk yaptığı dönemde yazdığı bazı mektuplar yer alır.
KANAL TURLARI
Amsterdam’da turistlerin en çok ilgisini çeken gezilerden biri de kanal turlarıdır. 17. yüzyılda kentin genişlemesiyle birlikte, Herengracht, Kizergracht ve Prinsengracht adlarında 3 ana kanalın, çeşitli noktalarda irili ufaklı kanallarla bağlantıları kurulmuştur. Kanalları saran bölgelerde lokantalar, barlar, çeşitli alışveriş mağazaları ve iş merkezleri bulunmaktadır. Amsterdam’ın bir çok noktasından başlatılan kanal turları yaklaşık 90 dakika sürmekte, tur harici katılanlardan ise kişi başına 9 euro alınmaktadır.
ELMAS KENTİ
Amsterdam, yüzyıllardır elması işleyip pırlanta haline getiren kentlerden biridir. Bu sayede zengin pırlanta düşkünü turistlerin uğrak yeridir. Nazi işgali sırasında 2 bin kadar elmas ustasının katledilmesiyle büyük bir darbe yiyen elmas turizmi, 1960’lı yıllarda yeniden yapılanmıştır. Takı olarak kullanılan elmas ve pırlantaların yanı sıra sanayi elmaslarını üreten Diamond Factory adlı firma dünyanın dört bir tarafına satış yapmaktadır.
KIRMIZI IŞIKLAR
Amsterdam’ın oldukça ilginç yerlerinden biri, “Red Light Districht” denilen Kırmızı Işıklar’ın yer aldığı bölgedir. Avrupa’nın hatta dünyanın en ünlü genel evleri şehir merkeziyle iç içedir. Ve oldukça dar sokaklara sahiptir. Canlı erotik şovların yapıldığı sokaktaki mekanlardan Molen Rouge, (Kırmızı değirmen) kent turizminin odak noktalarından biridir. Halkın hoşgörüsü ile “vitrinlerde” oturan kiralık kızların hareketli müzik eşliğinde dans etmeleri oldukça ilgi çekmektedir.
Rahatlıkla gezilebilen “kırmızı ışıklı” caddelerin duvarlarında, “Hiç merak etmeyin. Sizlerin ne amaçla bu sokakta olduğunuzu biliyoruz. Başınız sıkıştığınızda bize başvurmaktan çekinmeyin” şeklinde polis tarafından yazılmış panolara rastlayabilirsiniz.
ALIŞ - VERİŞ VE KONAKLAMA
Dış ticarette yüzyıllardır başarılı olmuş kentin en büyük özelliklerinden biri de her keseye uygun alış veriş mağazaları ile pazar yerlerinin bulunmasıdır. Bunlardan bir kaç örnek vermek gerekirse, şehrin Albert Cuyp sokağında kurulan günlük pazar, halkın en gözde alış veriş yerlerinden biri. Pazar günleri dışında sabah 10.00 – 18.00 arası açık olan pazarda beyaz eşya dahil bulmak mümkün ve fiyatlar gayet hesaplı.
Waterloo Meydanı’nda kurulan bit pazarı ise oldukça ilginçtir. Elektronikten yağlı boya tablolara, antika duvar saatlerden ipek halılara varıncaya kadar çok şey bulabilirsiniz.
Amsterdam’da otel ücretleri pahalı olmakla birlikte hesaplı otellerde (önceden rezervasyonla) kalmak mümkündür. Şehir merkezindeki otellerin çoğu evlerden bozmadır. Yer bulunması halinde 30 ila 50 euro arasında kalınabilir. Şehir merkezi dışına çıkılması halinde, Novotel’de 2 kişilik oda ücreti 70 euro, Bastion Otel’de 2 kişi 53 euro, Van Der Valk Oteli’nde ise duble yatak 80 euro’dur.
DİKKAT EDİN!
Hollanda’nın birçok kentinde olduğu gibi Amsterdam’da da hafif uyuşturucu sınıfına giren esrar, marihuana, joint gibi maddeler serbestçe satılır. Özellikle yaz aylarında “uyuşturucu turizminde” gözle görülür artış olur. Fransa, Almanya, Belçika ve İskandinav ülkelerinden “uyuşturucu turları” düzenlenmektedir. Resmi olmayan verilere göre Hollanda’nın uyuşturucu turizminden elde ettiği gelir yılda yaklaşık 1.5 milyon euro’yu bulmaktadır.
Hafif uyuşturucuların yanı sıra satışı ve kullanımı yasak ve suç olan space cake, kokain, eroin LCD, speed gibi ağır uyuşturucuların satışları da gizlice yapılmaktadır. Şehir merkezindeki eğlence merkezleri önlerinde, özellikle gece geç saatlerde uyuşturucu satıcıları kol gezmektedir. Bunlara muhatap olunmaması tavsiye edilir.
|