Alman cazı göçmenlerden besleniyor
Almanya’da yaşayan göçmenler kendi dilleri ve müzik renkleriyle Alman cazını besliyor, zenginleştiriyor. İranlı Cymin Samawatie, Türkiyeli Defne Şahin ve Arnavut kökenli Fjoralba Turku ile Eda Zari...
![]() Defne Sahin |
Başkaldırıdan ziyade düzeni seven Almanya’nın caz müziği ile ilişkisi de bu yüzden hep tereddütlü olmuştur. Nasyonel Sosyalistler, hiç çekinmeden, sırf Amerika’dan geliyor ve siyahlar söylüyor diye 1935 yılında radyolarda caz çalınmasını yasakladı. Naziler, parti gazetelerinde bu yasağı Yahudi bolşevizmine karşı atılan önemli bir adım olarak yorumladılar. Hatta cazın simgesi olduğu düşünüldüğü için saksafonun yasaklanması da tartışma konusu oldu.
O dönemde yayınlanan Neue Musik Zeitung’un saksafondan çıkan sesi “iğdiş edilmiş bir siyahın şarkı söylemesi” olarak tarif etmesi aslında çok şeyi anlatıyor. Dönemin propaganda bakanlığı yaptığı araştırmalar sonucu, saksafonun Adolf Sax tarafından bulunduğu için Ari ırkına ait bir enstrüman olduğunu iddia etti de yasaktan vazgeçildi. Hatta hava kuvvetleri, yaratıcısı aslında Belçikalı ve doğru adı Adolphe Sax olan bu enstrümanı bandosunun standart malzemeleri arasına aldı. Yeni yayımlanan “Marşa karşı Swing “ (Swing: Cazdan doğan bir müzik tarzı) adlı kitap, cılız da olsa Nazi döneminde caz tutkunlarının başkaldırılarını anlatıyor.
Genç Alman cazı var mı?
Bundan beş altı ay önce de haftalık gazete Die Zeit, yeni bir Alman cazından söz edilip edilmeyeceğine dair bir tartışma başlattı. Bir grup müzisyen ve yapımcı, devletin Fransa, İngiltere ya da İskandinav ülkeleri gibi müzisyenleri desteklemediği, özellikle cazla ilgilenenlerin, albüm yayınlasalar bile ayakta kalmak için ek iş yapmak zorunda kaldığını hatırlatarak Almanya’da cazın bu yüzden yeşermediğini savundu. Buna karşı çıkan bir grup müzisyen ise özellikle büyük kentlerde sahneye çıkan gençlere dikkat çekerek yüzlerce caz müzisyenin bulunduğu uzun bir liste yayınladı. Genç Alman cazının varlığını savunan bu grup, uzlaşmacı olmayan, yenilikçi, otantik ve mükemmel olarak tanımladığı cazcı gençlerin yurt dışında da başarılı olduğunu öne sürüyor, hatta, uluslararası müzisyenleri de ağırlayan başkent Berlin’in New York’tan sonra cazı kucaklayan ikinci şehir olduğunu iddia ediyor.
Alman medyasını müzik yapımcılarının yönlendirdiği için cazın popüler olmasının engellediğine dikkat çeken bu grup da, yeni Alman cazının olmadığını savunanlar gibi devlet desteğinin olmamasından şikayetçi. Aslında iki grubun da cazın ruhuna uymayan bir noktada buluşması dikkat çekici.
Fars ritimleriyle caz ilgi görüyor
Die Zeit, yeni Alman cazının varlığını tartışırken Der Spiegel dergisi, önemli bir noktanın altını çizdi. Almanya’da yaşayan göçmenler kendi dilleri ve müzik renkleriyle Alman cazını besliyor, zenginleştiriyor. Dergi; İranlı Cymin Samawatie, Türkiyeli Defne Şahin ve Arnavut kökenli Fjoralba Turku ile Eda Zari’yi örnek olarak gösteriyor. İranlı göçmen bir ailenin kızı olarak Braunschweig’da dünyaya gelen Cymin Samawatie, şarkılarını sadece Farsça seslendirmekle kalmıyor, oryantal elementleri de bolca kulanıyor. Müzik eğitimi alan Cymin Samawatie’nin kurduğu Cyminology adlı grup bugüne kadar çok sayıda müzik ödülüne de layık görüldü. Cyminology’nin albümleri 2008 yılından bu yana seçkin produksiyon şirketi ECM tarafından yayınlanıyor.
![]() |
Eda Zari |
Defne Şahin Nazım Hikmet’i seslendirdi
Müzik eğitimini Berlin ve Barcelona’da tamamlayan Defne Şahin de ilk albümü 'Yaşamak'ı hazırlarken, Nazım Hikmet’in şiirlerini tercih etti. Beş yaşında piyano çalmaya başlayan Şahin, 16 yaşında gittiği Amerika’da caza sevdalandı. Şahin, David Friedman, Katalan Carme Canela ve Judy Niemack gibi müzisyenlerden caz dersi aldı. Brezilya’nın caz atmosferini de soluyan Şahin, Güney Afrika’da bir koroda şarkı söyledi. 27 yaşındaki Defne Şahin, bugünlerde BerlinIstanbul adlı projesi nedeniyle iki kent arasında mekik dokuyor. Şahin bu proje çerçevesinde çok etkilendiğini söylediği İstanbul’a dair şarkılar besteliyor. Kendini kökleri Türkiye’de, adı Yunanca olan bir Alman olarak tanımlayan Defne Şahin, ilhamını özgürlükten aldığını vurguluyor. Müzik dergileri Şahin’in de Türkçenin de caz dünyasında yeri olduğunu yazıyor.
Alman cazında Arnavut ruhu
Münih’e dokuz yaşında gelen Arnavut Fjoralba Turku da tiyatro ve şan eğitimden önce keman dersleri aldı. Şarkı söylemeye başladığından bu yana, seslendirdiği parçaların kemanla nasıl çalabileceğini düşündüğünü söyleyen Turku’nun şarkılarında bu düşüncenin izlerini görmek mümkün. Turku, geçen yıl çıkardığı son albümünde Arnavut halk müziği motiflerini kullanmanın yanı sıra Lord Byron’un iki şiirini de seslendirdi. Turku’ya saksafon, klarnet ve flütün dışında bazen bas gitar da eşlik ediyor. Bir diğer Arnavut kökenli cazcı Eda Zari’nin son albümü Toka Incognita da Almana’da en çok ilgi gören albümler arasına girdi. Albümünde yaylı çalgılar, Sting’in gitaristi Dominic Miller ve trompetçi Sebastian Studnitzky’nin eşlik ettiği Zari’nin şarkılarında Balkan ritimleri ile birlikte popun etkisini de hissetmek mümkün. Eda Zari albümünü “Arnavut müziğine caz ruhunu vermeye çalıştık” sözleriyle tanımlıyor.
![]() |
Fjoralba Turku |
Caz da HipHop’a benzemesin
Son aylarda cazı kendi dillerinde yorumlayan göçmen müzisyenlerin Almanya’da popüler olmaya başlaması, biraz da 80'li yılların sonu doksanlı yılların başında parlayan Türkçe HipHop’u anımsatıyor. Amerika’dan öykünen göçmen gençlerin başkaldırısı olduğu sanılan HipHop kültürünün kısa bir süre sonra parladığı gibi çabuk sönmesinin ardında, bu kültürün sosyal kuruluşlar yani devlet tarafından destekleniyor, dolayısı ile düzene sokuluyor olması yatıyordu. Caz da en az HipHop kadar özgür bir ruha ihtiyaç duyuyor. Bakalım Almanya bu kez göçmenlerin özgür ruhuna gerçekten izin verecek ve Nazi dönemine az da olsa direnen Alman cazı çeşitlenmeye devam edecek mi?
En yüksek puan alan haberler










MÜZİK : DİĞER HABERLER |
| Ekle Müzik haber okuyucunuza başlıklar: |
Günün Manşetleri |
Editörün Seçtikleri |



