Taramayı geç
Güncelleme: 11:48 TSİ 15 Aralık. 2011 Perşembe
Sponsor: 
Paylaş

Bu kasabada cadıların borusu öter

CNBC-e’nin yeni fantastik/gençlik dizisi The Secret Circle, nesillerdir Chance Harbor kasabasında yaşayan cadı ailelerinin en genç üyeleriyle tanıştırıyor bizleri. Dawson’s Creek’in yaratıcısı Kevin Williamson’ın elinden çıkan dizi, yeni bağımlılığınız olacak.

ntvmsnbc
Güncelleme: 11:48 TSİ 15 Aralık. 2011 Perşembe

İSTANBUL - The Secret Circle, 2000’lerde altın çağını yaşayan fantastik gençlik dizisi formülünün başarılı bir örneği. Zira sadece kitap serisiyle değil dizisiyle de büyük ses getirmiş The Vampire Diaries’in yazarı L. J. Smith’in aynı adlı kitaplarından uyarlanıyor ve Dawson’s Creek ile bir gençlik dizisini efsaneleştirmeyi başaran, sonrasında The Vampire Diaries ile fantastik aleme geçiş yapan Kevin Williamson’ın yapımcılığında karşımıza çıkıyor. Biri fantastik alemin, diğeri gençlik dizilerinin ustası olan bu iki ismin birlikteliği, The Secret Circle’ın piyasaya gösterişli bir şekilde girmesini ve girer girmez kendine büyük bir yer açmasını mümkün kıldı. Vampirler ve kurtadamlarla kuşatıldığımız bir dönemde, genç cadılarıyla fantastik alemi renklendirme niyetindeki dizi, bu amacını kısa süre içinde gerçekleştirecek gibi görünüyor.

The Secret Circle’da olayların yaşanacağı kurgu ürünü kasaba Chance Harbor’a geçmeden önce, dizinin ana karakteri 16 yaşındaki Cassie Blake’in bir cadı olduğunu keşfetmeden önceki dünyasına değinmek gerekiyor. Dizi, Cassie’nin sıradan geçen çocukluğunu ve annesiyle yaşadığı mutlu hayatı pek yansıtma şansı bulamıyor. Açılış sahnesinde nedensiz yere lastiği patladığı için eve geç kalan Cassie, durumu telefonda annesine açıklamaya çalışırken, bu konuşmanın annesiyle son konuşması olacağını aklından bile geçirmiyor. O lastiğini değiştirirken, annesi gizemli bir adamın parmağının birkaç hareketiyle çıkardığı büyük yangında can veriyor. Böylece dizinin ilk dakikalarında annesinin ölümüyle sarsılan ve yapayalnız kalan Cassie’nin, büyükannesinin yaşadığı Chance Harbor kasabasına taşınmaktan başka çaresi kalmıyor. Annesinin büyüdüğü ve oradan taşındıktan sonra asla geri dönmediği Chance Harbor, Cassie için sıradan bir kasabadan fazlası değilken, gelir gelmez ardı ardına yaşadığı tuhaf olaylar dünyasını tepetaklak ediyor.

YA İÇİNDESİNDİR ÇEMBERİN, YA DA DIŞINDA...
Chance Harbor’da bir grup gencin merakla gelişini beklediği Cassie için hayatın asla eskisi gibi olmayacağını çabucak anlıyoruz. Genç kız yeni hayatına uyum sağlamaya çalışırken, peşini bırakmayan bir grup gencin ona anlattığı tuhaf hikayeye kulaklarını kapamaya çalışıyor, ama ne mümkün? Söylendiğine göre, kasabanın köklü cadı ailelerinden birinin üyesiymiş, sadece annesi değil büyükannesi de bir cadıymış ve diğer genç cadılarla güçlerini birleştirirse bu durumu kontrol altında tutmayı başarabilirmiş. Yeni bir hayata başlamaya çalışan bir genç kız için gerçekten de tüyler ürpertici bir hikaye bu. Ne var ki Cassie tanık oldukları sonrasında, sadece bir cadı olduğuna değil diziye adını veren “gizli çemberi” oluşturmanın gerekliliğine de inanmak zorunda kalıyor.

Haberin devamı ↓
reklam

Dizinin bir de yetişkinler tarafı var ki, o izleyiciler için daha da ilginç bir öykünün kapılarını aralıyor. Cassie ve diğer cadıların ebeveynlerinden bazılarının 15 yıl önceki gizemli bir yangında can vermesi, geçmişin karanlığını aydınlatmak isteyen gençlerin kafasını haliyle kurcalıyor. Ama hayatta olan ebeveynler, bazı gerçekleri gün ışığına çıkarmamak için her şeyi yapabilecek kadar gözükara.


The Secret Circle’ın yapımcısı Williamson, cadılar alemini kendine özgü bir mit olarak gördüğünü ve diziye vampirlerle kurtadamları dahil etmeyeceğini söylüyor. Bunlar yerine, gelecek bölümlerde daha önce görmediğimiz şeytani yaratıkların ve ürkütücü karakterlerin karşımıza çıkacağını müjdeliyor. Williamson’ın izleyiciye bir diğer notu da, The Secret Circle’ın korku öğeleri taşıyan ama The Vampire Diaries kadar çok şiddet öğesi içermeyen bir yapı benimsemesi üzerine. Usta senaristin deyimiyle, “Daha seksi, tüyler ürpertici ve ürkütücü.”

CHANCE HARBOR’IN GENÇ CADILARI

Cassie Blake (Britt Robertson): Annesi Amelia ölünce Chance Harbor’a taşınan ve bir cadı olduğunu keşfeden Cassie, bu gerçekten hiç mi hiç hoşlanmıyor. Ama gücünü kontrol altına almak için diğer beş cadıyla birlikte “gizli çember”i oluşturmaya ikna oluyor. Dahası, onu ilk gördüğü andan itibaren Adam ile arasında büyük bir çekim hissediyor, ama ona dostça davranan Diana’nın sevgilisi olduğunu öğrenince geri adım atıyor.

Adam Conant (Thomas Dekker): Grubun iki erkek üyesinden biri olan Adam, gözünü Cassie’den alamazken, bir yandan da yıllardır beraber olduğu Diana’yı sevmeye devam ediyor. Bu da dizinin en büyük aşk üçgenini oluşturuyor. Adam, gücünü iyilik için kullanmak isteyen, aklı başında ve cesur bir delikanlı. Ancak duygularını gizlemek konusunda belli sıkıntıları var.

Diana Meade (Shelley Hennig): Grubun lideri ve en mantıklı üyesi. Gizli çemberi oluşturmak için herkesi ikna eden o oldu. En büyük derdi kasaba halkının dikkatini çekmeden güçlerini kontrol altına almayı öğrenmek. Cassie ortaya çıkana kadar, Adam ile sorunsuz bir ilişki yaşıyordu. Ancak Cassie’nin gelişi ilişkisini tehlikeye soktu. Yine de Diana Adam’a güveniyor ve bu konuda soğukkanlı olmaya çalışıyor.

Başrol 'Cassie Blake'i Britt Robertson canlandırıyor.


Faye Chamberlain (Phoebe Tonkin): Grubun sorumsuz ve bencil kızı Faye, bir cadı olmaktan son derece memnun. Güçlerini sadece kendi arzuları için kullanıp, sorumluluktan kaçmanın derdinde. Okul müdürünün kızı olduğu için, sorumsuz davranışları çabucak dikkat çekiyor. Ayrıca Diana’nın liderliğinden rahatsız, onun yerine geçmek için can atıyor. Olgunlaşması için daha çok zamana ihtiyacı var.

Melissa Glaser (Jessica Parker Kennedy): Faye’in en yakın arkadaşı olan Melissa, kötü kızı oynamaktan pek memnun değil. Kendi ayakları üzerinde durmak ve dikkate alınmak istiyor. Nick’e karşı hissettikleri başlangıçta onu istemediği bir konuma düşürse de, sonunda durumu kendi lehine çevirmeyi başarıyor. Ancak Nick’e güvenilmemesi gerektiği ortada. Melissa’nın bu aşk yüzünden canı yanacak gibi görünüyor.

Nick Armstrong (Louis Hunter): 15 yıl önceki yangında hem annesini hem babasını kaybeden Nick, bu kimsesizliğin etkisiyle duygusal yakınlaşmalara pek yanaşmıyor. Kötü çocuğu oynamayı seviyor. Ancak Melissa’nın ısrarıyla normale yakın bir ilişkiye adım atacak gibi görünüyor. En azından bir süre için. Bu arada o da Adam gibi Cassie’ye bir yakınlık duyuyor, ama bu durumun şimdilik üzerinde durmuyor.

Bu habere puan verin
En yüksek puan alan haberler
Düşük
0.5 puan ver1 puan ver1.5 puan ver2 puan ver2.5 puan ver3 puan ver3.5 puan ver4 puan ver4.5 puan ver5 puan ver
Yüksek

0 kullanıcıdan 0 puan.
Facebook'ta Paylaşılanlar
0 Yorum yapmak için .
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?
Gönder
0/1000

reklam