Taramayı geç
Güncelleme: 10:56 TSİ 10 Mart. 2011 Perşembe
Sponsor: 
Paylaş

30 yıl, muhteşem filmler

Hit filmler, mayınlı bölge, geceyarısı çılgınlığı, galalar, NTV Belgesel Kuşağı, yıldız konuklar, film gibi 30 yıl... İstanbul Film Festivali 30. yılında zengin programıyla seyircinin karşısında.

    RAKAMLARLA FESTİVAL
• Festivale 28 yıl boyunca ev sahipliği yapan Emek Sineması’nda, 8. Filmekimi’nin sona erdiği 25 Ekim 2009 tarihinden bu yana film izlenemiyor.

• Bu yıl festival sinemalarındaki toplam koltuk sayısı 2.490.

• Geçen 30 yılda, İstanbul Film Festivali 2.514 yönetmenden toplam 3.767 filmi İstanbul seyircisine ulaştırdı.

• İstanbul Film Festivali programında 30 yıl boyunca 109 ülke sinemasından örnekler yer aldı.

• Festival 30 yılda 3.047.000 sinemasever tarafından izlendi.

• 30 yılda toplam 3.292.914 adet bilet basıldı.

• İstanbul Film Festivali 16 günlük süresiyle dünyanın en uzun film festivallerinden…

• Festivalin bir yılında en fazla film izleme rekoru, 2009 yılında düzenlenen 28. İstanbul Festivali’nde, sabah saatlerindeki basın gösterimleri de dâhil olmak üzere, 16 günde toplam 94 film izleyerek muhteşem bir performans sergileyen bir sinema yazarına ait. • İstanbul Film Festivali, 1985 yılından bugüne dek 29 tane Altın Lale Ödülü verdi.

• Festival, 1996 yılından başlayarak sinemanın 27 ustasına “Yaşam Boyu Başarı Ödülü” verdi.

• İstanbul Film Festivali kapsamında 1987 yılında verilmeye başlanan “Sinema Onur Ödülü” bugüne kadar 65 sinema ustasına verildi.

• 30. İstanbul Film Festivali’nde 21 bölümde 256 yönetmenin 231 filmi yer alıyor.

• Festival programında 52 ülke sinemasından örnekler bulunuyor, bu filmlerin 66’sı ortak yapım.

• Festivaldeki filmlerin 123’ü Avrupa’dan, 50’si Kuzey ve Güney Amerika’dan, 20’si Uzakdoğu’dan, 11’i Orta Doğu’dan… Festival programında Türkiye’den de 56 film var.

• Festivalde gösterilecek filmlerin aldığı toplam ödül sayısı 238.

• Bu yıl festivalde toplam 377 saat 56 dakika film seyredeceğiz; tüm filmleri seyretmek aralıksız 15 gün 18 saat sürüyor.

• İstanbul Film Festivali 7 sinema salonunda 528 seans gösterim yapacak.

• Sürekli çalışan 5 kişinden oluşan festival ekibine festival süresince yaklaşık 150 kişi ekleniyor.

   
    FESTİVAL BİLETLERİ NE ZAMAN, NEREDE?
Festival biletleri 19 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor. Sinemaseverler biletlerini Beyoğlu’nda Atlas ve Beyoğlu, Kadıköy’de Rexx sinemalarında açılacak gişelerden ve Biletix kanallarından satın alabilecek.

Bilet fiyatları, tam 12 TL, öğrenci ile 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 8 TL olacak.

Hafta içi gündüz seansları ise yalnızca 4 TL. Akbank Galaları’nın bilet fiyatları 15 TL. Festivalin Türk Sineması bölümünde yer alan filmler için de bilet fiyatı tüm seanslarda yine 4 TL. 30. yıl şerefine, 19 Mart-1 Nisan arasında 30 ve üzerinde bilet satın alacak sinemaseverler için yüzde10 özel indirim uygulanacak.

   
    CLAIRE DENIS VE TINDERSTICKS 'SİNE-KONSERİ'
Fransız sinemasının en özgün auteur yönetmenlerinden Claire Denis ve filmlerinde sık sık beraber çalıştığı İngiliz rock grubu Tindersticks’i aynı sahnede buluşturacak Tindersticks: “Claire Denis Film Müzikleri 1996-2009” başlıklı konserin, dünya prömiyeri 30. İstanbul Film Festivali kapsamında, 11 Nisan Pazartesi akşamı saat 21.00’de Fulya Sanat Merkezi’nde yapılıyor.

   
    İSTANBUL FİLM FESTİVALİ TARİHÇESİ
İstanbul Film Festivali ilk kez 1982 yazında, İstanbul Festivali kapsamında, "Sanatlar ve Sinema" temalı altı filmin gösterildiği bir "film haftası" olarak gerçekleşti.

Film gösterilerinin izleyicilerden gördüğü yoğun ilgi üzerine, 1984 yılından itibaren "Sinema Günleri" adıyla nisan aylarında düzenlenen ayrı bir etkinlik halini aldı.

1985'te 71, 1986'da 79, 1987'de 110 ve 1988'de 114 uzun metrajlı filmin yer aldığı Sinema Günleri, gerek programının çeşitliliği ve zenginliği, gerekse uluslararası ve ulusal yarışmalarıyla kısa sürede dünyanın büyük film festivalleriyle boy ölçüşebilecek konuma geldi.

1995’te festivalin kurucularından, İKSV’nin yönetim kadrosunda bulunan Onat Kutlar, teröristlerin düzenlediği bir bombalı saldırıda hayatını kaybetti.

Gösterilen filmlerin sayısı itibariyle Türkiye’deki en kapsamlı film festivali olan İstanbul Film Festivali, geçtiğimiz 150.000’e varan izleyici sayısıyla Türkiye’nin en büyük film festivali de sayılıyor.

İstanbul Film Festivali’ni kurulduğu ilk yıldan itibaren yurtdışından birçok yabancı sinemacı, oyuncu ve yapımcı ziyaret etti. Bu konuklar arasında Claudia Cardinale, Catherine Deneuve, Gérard Depardieu, Harvey Keitel, John Malkovich, Jeanne Moreau, Greta Scacchi, Sophia Loren, Bernardo Bertolucci, François Ozon, Paul Schrader, Tsai Ming-liang, Park Chan-wook, Neil Jordan, Jane Campion, Alain Robbe-Grillet, Bertrand Tavernier, Carlos Saura, Nanni Moretti, Theo Angelopoulos, Paul Cox, Abbas Kiarostami, Jerry Schatzberg, Yusuf Şahin, Emir Kusturica, Elia Kazan, Nikita Mikhalkov, Ken Russell, Roger Corman, István Szabó, Krzysztof Kieślowski, Nagisa Oshima, Ettore Scola, Michelangelo Antonioni, Peter Greenaway, Stephen Frears, Gus Van Sant, Alexander Sokurov, Jerzy Skolimowski, Mark Caro, Marco Bellocchio, Klaus Maria Brandauer, Tony Gatlif, Todd Solondz, Elia Suleiman, Jane Birkin sayılabilir.

Festival, 1984 yılından bu yana hep Nisan ayında yapılıyor.

   
    FESTİVAL SİNEMALARI
Festivalin gösterimleri Beyoğlu’nda Atlas, Beyoğlu AFM Fitaş 1 ve 4, Beyoğlu, Nişantaşı CityLife (City’s), Pera Müzesi sinemaları ile Kadıköy’de Rexx sineması olmak üzere toplam 7 salonda yapılacak.

   
ntvmsnbc
Güncelleme: 10:56 TSİ 10 Mart. 2011 Perşembe

İSTANBUL - İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından düzenlenen ve festival sponsorluğunu 7 yıldır AKBANK’ın üstlendiği İstanbul Film Festivali’nin otuzuncusu, 2-17 Nisan tarihlerinde yapılacak. Geçen yıl 150 bin izleyiciyle yine Türkiye’nin en büyük sinema etkinliği olan İstanbul Film Festivali’nin programı her zaman olduğu gibi oldukça zengin.

21 bölümde 230 filmin gösterileceği Festival, otuzuncu yılına özel retrospektif bölümlerin yanı sıra, ocak ayında Sundance ve şubatta Berlin film festivallerinde dünya prömiyerlerini yapan yepyeni filmlerden, Uluslararası Altın Lale, Ulusal Altın Lale ve FACE İnsan Hakları yarışmalarına, belgesellerden çocuk filmlerine kadar geniş bir yelpazeye uzanan programıyla izleyicilerle buluşacak.

30. İstanbul Film Festivali, 1 Nisan Cuma akşamı Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapılacak açılış töreniyle başlayacak. İşte filmler:

Haberin devamı ↓
reklam

30. Yıl Özel Bölümü: Film Gibi 30 Yıl
Festival programında, Festivalin 30 yıllık geçmişinde gösterilen filmlerden özel bir seçki de yer alıyor. 19 yönetmenin Festivalin 30. Yıl kitabı için seçtiği 19 film, festival programında özel bir bölüm kapsamında izleyicilerle buluşuyor. Festivalin büyüttüğü 19 yönetmenin hazırladığı bu bölümle sinemaseverler de bu yönetmenlerin İstanbul Film Festivali’nde keşfettiği, tanıdığı usta yönetmenlerin filmlerini bir kez daha izleyebilme fırsatı yakalayacak.

• Çığlık / Michelangelo Antonioni (Zeki Demirkubuz’un seçimi)
• Güz Sonatı / Ingmar Bergman (Yeşim Ustaoğlu’nun seçimi)
• Yaban Çilekleri / Ingmar Bergman (Pelin Esmer’in seçimi)
• Kötü Kan / Léos Carax (Durul ve Yağmur Taylan’ın seçimi)
• Keyif Evi / Terence Davies (Çağan Irmak’ın seçimi)
• 8½ / Federico Fellini (Uğur Yücel’in seçimi)
• Edmond / Stuart Gordon (Ümit Ünal’ın seçimi)
• Dantelci Kız / Claude Goretta (Handan İpekçi’nin seçimi)
• Narayama Türküsü / Shohei Imamura (Kazım Öz’ün seçimi)
• Mavi / Derek Jarman (Aslı Özge’nin seçimi)
• Cennetten De Garip / Jim Jarmusch (Mahmut Fazıl Coşkun’un seçimi)
• Çöl İşaretçileri / Nacer Khemir (Tayfun Pirselimoğlu’nun seçimi)
• Rüzgâr Bizi Sürükleyecek / Abbas Kiarostami (Seyfi Teoman’ın seçimi)
• Öldürme Üzerine Küçük Bir Film / Krzysztof Kieslowski (Reis Çelik’in seçimi)
• Shoah / Claude Lanzmann (Derviş Zaim’in seçimi)
• Bataklık / Lucrecia Martel (Reha Erdem’in seçimi)
• Kanlı Düğün / Carlos Saura (Serdar Akar’ın seçimi)
• Mefisto / Istvan Szabo (Hüseyin Karabey’in seçimi)
• Andrey Rublev / Andrei Tarkovski (Semih Kaplanoğlu’nun seçimi)

Bölüm kapsamında Derviş Zaim’in seçtiği, bir anıt niteliğindeki Shoah filminin yönetmeni Claude Lanzmann, özel bir söyleşiyle Festivalin konuğu da olacak. The New York Times’ın deyimiyle “dünyanın Holokost’a bakışını değiştiren” isimlerden Claude Lanzmann, 10 Nisan Pazar günü saat 14.00’te Salon’da özel bir söyleşi verecek.

FESTİVALDE ALTIN LALE HEYECANI
• Uluslararası Yarışma

30. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma Jürisinin başkanlığını bu yıl ünlü yönetmen Claire Denis üstleniyor.

- Tran Anh Hung - İmkânsızın Şarkısı / Norwegian Wood
- Ola Simonsson ve Johannes Stharne Nilsson - Yaşamın Ritmi / Sound of Noise
- Michael Winterbottom’ın Yolculuk / The Trip
- Denis Villeneuve - İçimdeki Yangın / Incendies,
- Lech Majewski - Değirmen ve Haç / The Mill and the Cross
- Seyfi Teoman - Bizim Büyük Çaresizliğimiz
- Ahmad Abdalla - Mikrofon / Microphone
- Jordi Cadena, Judith Colell - Elisa K
- Gérald Hustache-Mathieu - Nobody Else But You
- Zhang Meng - Fabrikadaki Piyano / The Piano in a Factory
- Jonathan Nossiter - Rio Seks Komedisi / Rio Sex Comedy
- Federico Veiroj - Faydalı Hayat / A Useful Life

• Ulusal Yarışma

Festivalin Ulusal Yarışma bölümünde Altın Lale için jüri karşısına çıkacak 14 film şöyle:

• Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir / İmre Azem
• Zefir / Belma Baş
• Atlıkarınca / İlksen Başarır
• Oğul / Atilla Cengiz
• Kar Beyaz / Selim Güneş
• Çınar Ağacı / Handan İpekçi
• Gişe Memuru / Tolga Karaçelik
• Görünmeyen / Ali Özgentürk
• Saç / Tayfun Pirselimoğlu
• 72. Koğuş / Murat Saraçoğlu
• Bizim Büyük Çaresizliğimiz / Seyfi Teoman
• Kırık Midyeler / Seyfettin Tokmak
• Press / Sedat Yılmaz
• Gölgeler ve Suretler / Derviş Zaim

Gölgeler ve Suretler

HER GECE BİR AKBANK GALASI
İstanbul Film Festivali’nin en çok ilgi gören bölümlerinden Akbank Galaları’nda sinemaseverler, ünlü yıldızları usta yönetmenlerle buluşturan 10 filmi herkesten önce izleme ayrıcalığını yaşayacaklar.

Kardeşler, Düğünden Sonra ve Açık Kalpler filmleriyle tanıdığımız Danimarkalı yönetmen Susanne Bier Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar kazanan son filmi Daha İyi Bir Dünyada / In a Better World’de bir kez daha senaryo yazarı Anders Thomas Jensen’le işbirliği yapıyor. Film, iki ailenin çocukları üzerinden bir intikam öyküsü anlatıyor.

Ünlü Fransız aktör Guillaume Canet’nin üçüncü yönetmenlik denemesi Küçük Beyaz Yalanlar / Les Petits Mouchoirs Fransa’da gişe rekorları kırdı. Başrollerinde, aralarında yönetmen Canet’nin eşi, Oscar’lı Marion Cotillard’ın da bulunduğu Fransız sinemasının yıldız oyuncularının yer aldığı film, talihsiz bir kazaya rağmen yıllık tatillerini deniz kıyısında geçirmeye karar veren Parisli burjuva bir arkadaş grubunun etrafında geçiyor.

Mike Leigh’nin son yapıtı Ömrümüzden Bir Sene / Another Year evli bir çiftin hayatını bir yılın dört mevsimi süresince takip ediyor. Rolling Stone, The New York Times ve Entertainment Weekly gibi yayınların “Yılın En İyi On Filmi” listelerinde yer alan filmin başrol oyuncularından Lesley Manville, bu filmdeki rolüyle 2010’da ABD Ulusal Sinema Kurulu tarafından verilen En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü kazandı.

Usta yönetmen François Ozon’un yıldız oyuncularla dolu görkemli komedilere geri dönüş yaptığı son filmi Kadın İsterse / Potiche bir tiyatro oyunundan uyarlama. 1977 yılında Fransa’nın kuzeyindeki Sainte-Gudule kasabasında geçen film siyaset, kadın hakları ve kadının toplumdaki yeri üzerine deli dolu bir komedi. Filmin başrollerinde Fransız sinemasının usta isimleri Catherine Deneuve ve Gérard Depardieu yer alıyor.

Usta oyuncu ve yönetmen Robert Redford’un yönettiği The Conspirator, ABD Başkanı Lincoln’ün suikastıyla ilgili davayı konu alan aksiyon ve heyecan yüklü bir film. Ailesini korumak için her şeyi yapmaya hazır bir kadının ve onu korumak için her şeyi riske atan bir adamın gerçek hikâyesinin anlatıldığı film James McAvoy, Robin Wright, Kevin Kline, Evan Rachel Wood gibi ünlü isimleri bir araya getiriyor.

Japon asıllı İngiliz yazar Kazuo Ishiguro’nun Türkçe’ye aynı adla kazandırılan bol ödüllü kitabından uyarlanan Mark Romanek’in son filmi Beni Asla Bırakma / Never Let Me Go, Akbank Galaları’nın merakla beklenen filmlerinden… 28 Gün Sonra, Gün Işığı ve Halo filmlerinin senaryo yazarı Alex Garland tarafından sinemaya uyarlanan film, karanlık ve alternatif bir dünyada geçiyor. Filmin başrollerini, güzel oyuncu Keira Knightley, The Social Network’teki başarısının ardından Spiderman 4’te Örümcek Adam rolünde izleyeceğimiz Andrew Garfield ve İngiliz Bağımsız Film Ödülleri’nde bu rolüyle En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görülen Carey Mulligan paylaşıyor.

Beni Asla Bırakma

Hedwig ve Kızgın Çıkıntısı ve Shortbus filmlerinin yönetmeni John Cameron Mitchell’in aynı adlı Pulitzer ödüllü oyundan uyarladığı son filmi Mutluluğun Peşinde / Rabbit Hole Time dergisinin “Yılın en iyi on filmi” listesinde yer aldı. Başrolünü üstlenen Nicole Kidman’ın aynı zamanda ilk yapımcılık denemesi olan bu dram, Mitchell’a göre, “güzel bir melankoli, içinden mutluluk geçen bir şarkı gibi”.

Michael Winterbottom’ın Jim Thompson’ın 1952 tarihli aynı adlı “ucuz romanı”ndan uyarladığı kanlı, vahşi ve çokça tartışılan son filmi İçimdeki Katil / The Killer Inside Me, Teksas’ta küçük bir kasabada geçen “sevginin, şefkatin, mahremiyetin yok edilişi” üzerine bir film. Sundance, Berlin ve Tribeca film festivallerinde de gösterilen filmin başrollerinde Casey Affleck, Kate Hudson ve Jessica Alba yer alıyor.

FESTİVAL’İN VAZGEÇİLMEZLERİ
• Dünya Festivallerinden

Yapıtları ve yaklaşımıyla başta Gus Van Sant olmak üzere çağdaş ve bağımsız sinemayı etkileyen, sinemanın filozofu Bela Tarr, on yıldan bu yana çektiği ilk film olan Torino Atı / Turin Horse ile festival programında. Alman düşünür Friedrich Nietzsche’nin 1889 yılında Torino’da kırbaçlanan bir atın boynuna sarılarak onu kurtarmaya çabalamasıyla başlayan film, yaşlı atın akıbetini anlatıyor.

Torino Atı

Şubat ayında Berlin Film Festivali’nde En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Erkek Oyuncu ödüllerini kazanan Bir Ayrılık / Nader and Simin: A Separation festival kapsamında izleyicilerle buluşacak. Film, boşanmak üzere olan ama kızları kızı Termeh’in velayeti konusunda ikileme düşen bir çiftin hikâyesi üzerinden İran toplumunu anlatıyor.

Fransız yönetmen Marc Fitoussi’nin son filmi Copacabana, Isabelle Huppert’in canlandırdığı ana karakter Babou’nun neredeyse her karede göründüğü bir “kendini iyi hisset” filmi. Copacabana, hayatta hiçbir şeyi umursamadan mutlu olmayı başaran Babou’nun kendi kızının ondan utandığını öğrendikten sonra başına gelen olayları konu ediyor. Filmde Isabelle Huppert gerçek hayattaki kızı Lolita Chammah’yla karşılıklı oynuyor.

2009 yılında İstanbul Film Festivali’nde Tony Manero ile Altın Lale kazanan Pablo Larrain’in yeni filmi Morg Görevlisi / Post Mortem Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarıştı. Tarihi kişisel dramla harmanlayan, sıra dışı bir anlatıyla masalsı bir atmosferde geçen filmin başrollerinde Tony Manero’dan tanıdığımız Alfredo Castro var.

Basquiat ile Kelebek ve Dalgıç filmlerinden tanıdığımız Altın Küre ödüllü Julian Schnabel’ın son filmi Miral, Ortadoğu’daki çatışmalara yeni bir bakış açısı getiriyor. Başrollerini Filistinli Hiam Abass ve Slumdog Millionaire filmiyle ünlenen güzel oyuncu Freida Pinto’nun paylaştığı film, Filistin’de 1948’de kurulan bir mülteci yetimhanesi ve birinci intifadanın eşiğinde Filistinli bir kadının kendi yolunu çizmesini anlatıyor.

Miral

Güney Kore Eski Kültür Bakanı ünlü yönetmen Lee Chang-dong, Vaha ve Güneşli Kent’i takip eden son filmi Şiir / Poetry ile 2010’da Cannes’da En İyi Senaryo ödülünü kazandı. Film, küçük bir banliyö şehrinde torunuyla yaşayan ve şiir yazmayı öğrenen yaşlı kadının dokunaklı hikâyesini anlatıyor.

Benim Adım Joe ile Oscar kazanan oyuncu Peter Mullan, ödüllü filmi Magdalene Kardeşler’den dokuz yıl sonra üçüncü filmi Serseriler / Neds ile yeniden seyirciyle buluşuyor.

Yönetmen Milcho Manchevski’nin ilk filmi Yağmurdan Önce gibi, Makedonya’nın Oscar adayı Anneler / Mothers da üç Makedon şehri, Üsküp, Mariovo ve Kicevo’da geçen üç hikâyeden oluşuyor. Film, fedakâr, kayıtsız, sevgi dolu kadınlar üzerinden kurgu ve gerçek, dram ve belgesel arasındaki hassas ilişkinin altını çiziyor.

Bu yılın dikkatleri üzerine çeken Kırgız filmi Işık Hırsızı / The Light Thief, hızla küreselleşen dünyada küçük kasaba politikalarının komik ve dokunaklı bir portresini çiziyor. Filmin yönetmeni Aktan Arym Kubat aynı zamanda başrollerdeki Svet-Ake’yi yani “Bay Işık’ı” canlandırıyor. Aktan Arym Kubat da festivalin konukları arasında.

Işık Hırsızı

2010’da Cannes’da başrol oyuncusu Elio Germano’ya En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran Hayatımız / La Nostra Vita, bir işçi ailesinin hikâyesini duygusal bir biçimde ele alıyor. Screen dergisinin “İtalyan usulü bir Ken Loach filmi” diye tanımladığı Hayatımız’ın oyuncu kadrosunda Raoul Bova ve Isabella Ragonese yer alıyor.

Kahve-Gerçekle Hayal Arasında / Coffee Between Reality and Imagination, kahvenin Ortadoğu kültürel kimliğinin ve sosyal gerçekliğinin bir parçası olduğu ve farklı insanlar arasında bağ kurduğu varsayımını temel alan İsrailli ve Filistinli 9 sinemacının kahveden esinlenen, kurmaca veya belgesel 8 kısa filminden oluşuyor.

NTV BELGESEL KUŞAĞI
İstanbul Film Festivali’nin belgeseller bölümünün sponsorluğunu bu yıl da NTV üstleniyor. NTV Belgesel Kuşağı’nda son dönemin ses getiren 20 belgesel yer alıyor. NTV Belgesel Kuşağı, 4-11 Nisan tarihleri arasında Fitaş 1 Sineması’nda.

Yönetmenliğini Norberto López Amado ve Carlos Carcas’ın birlikte üstlendiği Binanız Kaç Kilo, Bay Foster? / How Much Does Your Building Weigh, Mr. Foster 2010’da San Sebastian’da En İyi Avrupa Filmi İzleyici Ödülü ve Belçika’da En İyi Belgesel ödüllerini kazandı. Londra Tasarım Müzesi Direktörü, yazar ve mimari eleştirmen Deyan Sudjic’in Norman Foster’ın Manchester’dan başlayarak yaptığı küresel yolculuğu ve önemli projelerinin görüntüleri eşliğinde anlattığı belgeselin senaryosu da Sudjic’e ait. Belgeselde, mucit ve yenilikçi mimar Buckminster Fuller, sanatçı Anish Kapoor, Alain de Botton, Bono ve Cai Guo-Qiang gibi isimlerle söyleşiler de yer alıyor. İKSV’nin 2012 yılında gerçekleştireceği Tasarım Bienali’nin Uluslararası Danışma Kurulu’nda da yer alan Deyan Sudjic, geçtiğimiz aralık ayında Tasarım Bienali Sempozyumu’nda konuşmak üzere İstanbul’a da gelmişti.

Binanız Kaç Kilo, Bay Foster?

Pervert’s Guide to Cinema ile tanınan ve Peter Greenaway’le birlikte çalışmış olan İngiliz yönetmen Sophie Fiennes bu kez Çimler Örtsün Üstünüzü / Over Your Cities Grass Will Grow ile eserleri fenomen haline gelmiş Çağdaş Alman sanatçı Anselm Kiefer’e odaklanıyor. Bu belgesel, Kiefer’in yaratım sürecine tanıklık ediyor ve sanatçıyı Fransa’nın güneyindeki Barjac yakınlarındaki stüdyo-malikânesinde gözlemliyor.

Cannes Film Festivali’nde ilk gösterildiğinde İtalyan Kültür Bakanı’nın Fransa’yı protesto etmesiyle büyük tartışma yaratan İtalya Sarsılıyor / Draquila aykırı TV şahsiyeti Sabina Guzzanti’nin ikinci belgeseli. Yönetmen Guzzanti, Moore-vari bir anlatımla Berlusconi hükümetinin 2009 Aquila depremini nasıl halkın gözündeki imajını iyileştirmek için kullandığını kışkırtıcı bir biçimde naklediyor.

Janus Metz’in Danimarka’nın gişe rekortmeni, hasılat rekorlarını altüst eden belgeseli Armadillo, 2010’da Cannes’da yapılan ilk gösteriminin ardından ateşli bir tartışmaya yol açtı. Cannes Eleştirmenler Haftası Büyük Ödül’ün de arasında olduğu pek çok ödül kazanan film, Afganistan’da kurulu Armadillo Kampı’ndaki Danimarkalı iki askerin hikâyesini anlatıyor.

Armadillo

Oscar ödüllü yapımcı, senarist ve yönetmen Steven Soderbergh’in “belgesel hissi vermeyen” ilk belgeseli Her Şey Yolunda / And Everything Is Going Fine, 2004’te intihar etmiş olan monolog ustası, yazar ve sahne sanatçısı Spalding Gray’i konu alıyor. Soderbergh bu filmde yalnızca Spalding’in yaşamından arşiv görüntülerini kullanarak ilginç bir tür denemesine girişmiş.

Belgeselci ve video klip yönetmeni Julian Temple, İngiliz müziği hakkındaki üçlemesini Petrol Kent’in Sırrı / Oil City Confidential ile tamamlıyor. Sex Pistols’ı anlattığı The Filth and the Fury ve Joe Strummer’ı anlattığı The Future is Unwritten’dan sonra kara film tadında bir rock-belgeseli olan Petrol Kent’in Sırrı’nda, İngiliz punk rock tarzına ilham veren Dr. Feelgood’un portresini çiziyor. Belgesel, 2009’da Torino’da En İyi Uluslararası Film ve 2010’da İngiltere’de En İyi Film ödüllerinin sahibi oldu.

Tanınmış belgeselci Lucy Walker’ın iki ayrı belgeseli Festival kapsamında izleyiciyle buluşacak. Uzmanları ve dünya liderlerini konuk ederek nükleer silahların yarattığı tehlikenin korkutucu bir manzarasını gözler önüne seren Geri Sayım / Countdown to Zero’nun yapımcılığını Soysuzlar Çetesi ve Uygunsuz Gerçek filmlerinin yapımcısı Lawrence Bender üstleniyor. Eleştirmenlere göre belgesellerin “Slumdog Millionare”i olarak tanımlanan, bol ödüllü Çöplük / Wasteland ise dünyaca ünlü sanatçı Vik Muniz’in, Brooklyn’den yola çıkıp memleketi Brezilya’daki dünyanın en büyük çöplüğündeki sanatçılarla tanışmasının hikâyesi. Çöplük, 2010 yılında Berlin’de İnsan Hakları ve Panorama İzleyici Ödülü, Seattle’da En İyi Belgesel, Sundance’te ise İzleyici Ödülü kazandı. Lucie Walker da festivale katılacak yönetmenlerden.

Halk George Lucas’a Karşı / The People vs George Lucas’ta, dünyanın en tanınmış yönetmenlerinden, Star Wars evreninin yaratıcısı George Lucas’ın milyonların hem sevgilisi hem nefret ettiği bir adam olarak hayranlarıyla olan aşk-nefret ilişkisine tanık oluyoruz. Dünyanın dört bir yanından hayran videoları, 3D animasyonlar, röportajlar ve hatta kuklalarla desteklenen bu ilginç filmin yönetmeni Alexandre O. Phillippe de festivalin konuğu olarak İstanbul’a geliyor.

Halk George Lucas’a Karşı

Unutulmuş Düşler Mağarası / Cave of Forgotten Dreams, Alman efsane yönetmen Werner Herzog’un ilk 3 boyutlu filmi. Unutulmaz görüntüler yaratma konusunda bir sihirbaz olan Werner Herzog’un ilk (ve kendi deyimiyle son) üç boyutlu filmi, Fransa’da 32.000 yıl öncesine tarihlenen görkemli Chauvet mağarasında yer alan insanlık tarihinin ilk çizimlerinin görüntüleriyle bilim adamları ve tarihçilerle yapılan söyleşilerden oluşuyor. 1994’te keşfedilen ve normalde halka kapalı olan mağara, Fransız Kültür Bakanlığı’ndan alınan özel izinle Herzog’a açıldı.

Jeff ve Michael Zimbalist’in İki Escobar / The Two Escobars filmi, Pablo Escobar ve Andres Escobar adlı birbirinden dünyalar kadar ayrı iki Kolombiyalı üzerinden spor, suç ve politika dünyalarının kesişimini gözler önüne seriyor: Kaderleri birbirine dolanan, Medellin kartelini yöneten dünyanın en zengin, en güçlü uyuşturucu taciri Pablo Escobar ve Kolombiya’nın en büyük futbol yıldızı Andres Escobar. Andres yanlışlıkla kendi kalesine gol atıp Kolombiya Milli Takımı’nı 1994 Dünya Kupası’ndan edince, bu hata hayatına mal oldu.

NTV Belgesel Kuşağı’nda Rolling Stones hayranlarının kaçırmaması gereken bir belgesel var. Rolling Stones Sürgünde / Stones on Exile, grubun 1972 tarihli efsane albümü Exile on Main Street’in yaratım süreci hakkında yapılan söyleşilerle bu inanılmaz öyküyü grubun ağzından anlatıyor; nadir bulunan arşiv görüntüleri ve fotoğraflar öyküye eşlik ediyor. Stephen Kijak’ın yönetmenliğini üstlendiği belgesel, medya tarafından peşi bırakılmayan, uyuşturucu baskınlarıyla mücadele eden ve muazzam vergilerle karşı karşıya gelen Rolling Stones’un 60’lı yılların sonundaki “jeune, beaux et stupide” (genç, güzel ve aptal) oldukları bir dönemi görmek isteyenler için kaçırılmayacak fırsat…

Bu habere puan verin
En yüksek puan alan haberler
Düşük
0.5 puan ver1 puan ver1.5 puan ver2 puan ver2.5 puan ver3 puan ver3.5 puan ver4 puan ver4.5 puan ver5 puan ver
Yüksek

0 kullanıcıdan 0 puan.
Facebook'ta Paylaşılanlar
0 Yorum yapmak için .
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?
Gönder
0/1000

reklam