Taramayı geç
Güncelleme: 18:20 TSİ 08 Eylül. 2010 Çarşamba
Sponsor: 
Paylaş

Kılıçdaroğlu: Villamı takasa hazırım


< Önceki | 1 | 2 | 3


'NE ANAMIZ KALDI, NE BABAMIZ'
Uzlaşalım diyorsunuz ama kampanya döneminde öyle dil atışmaları oldu ki sanki bir daha bir araya gelemeyecekmiş gibi bir atmosfer görüyoruz.

Gerginliği yaratan sayın Başbakan. Ben hiçbir zaman konuşmalarımda normal hayattaki konuşmalarımda da şerefsiz sözcüğünü, alçak sözcüğünü, cibilliyetsiz sözcüğünü hiç ağzıma almadım, almamda. Ama sayın Başbakan bunların tamamını alıyor. Hiçbir zaman hiç kimsenin soyu sopu nedir diye bir şey sormamda ama sayın Başbakan bunları da sorguladı. Ne anamız kaldı ne babamız kaldı. Medyaya kızgınım. Burada ‘Efendim siz niye sertleşme üslubunu getiriyorsunuz.’ Söyleyen kızan, bağıran, azarlayan, hor gören sayın Başbakan. Bana ‘Memur Kemal efendi diyen, bay Kemal’ diyen de o. Ben hiç kırılmadım bunlara, boy tartışması yaptı ağzımdan bir kelime çıkmadı. Sayın Başbakan’ın boyuyla ilgili. Ben bütün bunları unutmaya hazırım yeter ki; güzel, düzgün, bütün vatandaşın kabul edeceği bir anayasayı yapalım. Onun için ‘hayır’ diyelim uzlaşmanın ve yeni bir anlayışın, demokrasi kültürünün gelişmesine katkı verelim. Bu Adalet ve Kalkınma Partisi’ne güvensizlik olarak algılanmamalı. ‘Bu güven oyudur’ demedim ben hiç. ‘Hayır’ diyelim demokrasinin, özgürlüğün, alın terinin, emeğin yolu açılsın, değişimin yolu açılsın. Hayırlı, gerçekten hayırlı bir iş olacak.

'RAHİBE AFİŞİNİN GEREĞİNİ YAPTIK'
Rahibe kıyafeti meselesi afişinize yansıdı bugün zannediyorum bir karar aldınız o konuda.

Haberin devamı ↓
reklam

Bu bizim afişimiz değildir. Birileri kullanmış sonra ortaya çıktı. Biz o konuda disiplin kuruluna sevk ettik yapan arkadaşı. Belediye Başkanı’nın yaptığı bir afiş partimizle ilgisi yok. Eğer o afiş nedeniyle bir tek yurttaşımızın kalbini kırdıysak ben o yurttaşımızdan da özür diliyorum.

Bu aslında Cumhuriyet Halk Partisi’nin yumuşak karnı gibi görünüyor başbakan da büyük ihtimalle o yüzden ısrarla bunu vurguluyor. Böyle düşünen insanlarda var parti içinde biliyoruz. Siz bunları disipline sevk ettiğiniz zaman çıkıp deseler ki ‘Parti içinde bizde böyle düşünüyoruz. Bu parti içi fikir özgürlüğüne aykırı değil mi? ya da bu görüşü savunamayacak mıyız?’ diye.

Rahibe suçlanacak bir kişi değil öncelikle o da bir inanç sahibi. Sanki aşağılıyormuşuz gibi bir anlam doğuyor önce bu anlamı yıkmamız lazım. Biz giyinen bir kişiyi, başka bir dinin mensubu gibi giyiniyormuş gibi bir algı yarattığı için bundan rahatsızlık duyduk. Biz bir kitle partisiyiz. Elbette değişik düşünceler olabilir ama biz aynı zamanda partide disiplini sağlamak durumunda olan bir siyasal anlayışımız var. Ama burada yanıtını alamadığımız bir soru var. O afiş Diyarbakır’a kimler tarafından götürüldü bunu bilmiyoruz. Diyarbakır il başkanımız YSK’ya ‘biz billbordları kullanmıyoruz’ diye dilekçe vermiş. Ve sayın Başbakan onun Diyarbakır’a asıldığını nereden öğrendi? Beşir Bey’e soruyor: ‘Beşir Bey o afiş burada da var değil mi?’ diye. Biz gereğini yaptık ve tartışıldı, itirazımız yok. Ama Rize Belediye Başkanı ne yaptı? Biz bu olayı bu kadar tartışma konusu yaptık mı? Niye yapmadık, çünkü bizim parti kültürümüzde parti sahiplenmemişse mesele yoktur. Biz ‘sahiplenmedik’ diyoruz ama sayın Başbakan her gittiği yerde neden bunu dile getiriyor. Ucuz şeylerin arkasına saklanmak bir başbakana yakışmaz. Başbakan’ın söylediğini kulakları duyması lazım. Sayın Başbakan Güneydoğulu kadınlarımızdan, analarımızdan özür diledi mi? dilemedi. Bizim siyasi olgunluğumuza bakın, sayın Başbakan’ın despotluğuna bakın. Çiftçi için söyledi, ‘Ananı da al git’ dedi. Çıkıp analardan özür diledi mi? Ben de gittim, o kadının elini öptüm. Külhanbeyi olmak ayrı, yiğit olmak ayrı. Külhanbeyi edasıyla bir ülkeyi yönetemezsiniz siz. Hepimizin uyması gereken kurallar var. Hepimizin toplumdan ailemizden aldığımız kültür var. Bir başbakan konuşurken o konuşmasının topluma örnek olacağını bilmesi lazım. Başbakan kızabilir ama öfkesini dizginleyebilmeli o iktidar çünkü biz muhalefetiz. Dünyanın her tarafından olmazsa olmaz koşul demokrasilerde muhalefettir. Doğru yaptığınız şeylere itiraz etmiyoruz ama yanlış yaptıklarınızı duyurmamız lazım topluma. Sayın Başbakan’ın eleştirilerden memnun olması lazım. ‘Ben şu sorunu çözerim’ dediğimiz zaman sayın Başbakan ‘Hayır, siz samimi değilsiniz’ diye bağırıyor. Oysa teşekkür etmesi lazım, ‘beraber çözelim’ demesi lazım. Çünkü sorunu aslında çözmek istemediği, o sorunu kronikleştirip o sorunla muhatap olan kişileri kendi arka bahçesi yapmak istediğini söylüyor. Biz buna karşı çıkıyoruz.

'DEMEK Kİ ÇÖZÜM SİLAHLA OLMUYOR'
Başörtüsü meselesi, Kürt meselesi aslında bizim Cumhuriyet Halk Partisi’nden uzun zamandır duymaya alışık olmadığımız değişik görüşler seslendiriyorsunuz. Askeri darbeler konusunda, askerin siyasetteki yeri konumu konusunda, faili meçhuller konusunda hakikatten uzun süredir partiden duymadığımız sesler. Çizgi değişikliği çok net görülüyor dışarıdan. Bu çözüm önerilerini netleştirmiyorsunuz yani Kürt sorunu, başörtü gibi büyük başlıklar ama somut öneriler koymuyorsunuz. Neden?

Bu konuları biz sorun olarak gördük. O sorun toplumun sorunudur ve o soruna çözüm üretmekte siyasetçinin görevidir. Bakın terör olayı yıllardır çözülmüyor çünkü siyasal kurum çözüm üretmiyor. Sayın Başbakan’la görüşürken dedi ki ‘Askerler ne istediyse verdik.’ Demek ki bu işin çözümü silahla olmuyor. O zaman siyaset kurumunun olaya değişik pencerelerden bakması lazım. Sosyal açıdan, psikolojik açıdan, kurumsal açıdan, kültürel açıdan, diplomatik açıdan bakması lazım. Soruna teşhis koyacaksınız, sorunu çözeceksiniz. Sizin Başbakan olarak iktidar olarak varlığınızın nedeni nedir? Askere havale ettin asker kimin emrinde? İllerde valiler istemezse asker bir şey yapmaz ki zaten.

Sizin kafanızda bir çözüm önerisi var mı, bekliyor mu hazırda, yoksa olgunlaştırıyor musunuz?

Olgunlaştırıyoruz. Bütün sorunları masaya yatırıyoruz. Bu konudaki yetkin insanlarla çalışacağız ve çözeceğiz. Biz her sorunun çözümünde toplumsal uzlaşma arıyoruz. Toplumu bölmek değil toplumu entegre ederek çözmek istiyoruz. Onun için toplumsal uzlaşma sorunların çözümünde çok önemli bir şeydir. Aydınların bir araya gelmesi lazım. Kafamızda kalıplar yaratıyoruz o kalıpları da kırmamız lazım. Sendikalar bölünmüş, bir kısmı koşulsuz iktidarı destekleyen sendikalar. Oysa sendikalar her siyasal partiye eşit uzaklıkta olmalı. Eğer koşulsuz iktidarı destekliyorsanız siz sendikacı değilsiniz. Bizi sivil toplum eleştirmeli, siyaset kurumunun en çok eleştiriye ihtiyacı var. Elbette yeri geldiği zaman eleştirilecek, övgü olduğu zamanda zaten sizler doğruysa doğruyu yazıyorsunuz.

Çok önemli bir maç var, birazdan başlayacak. Yunanistan maçında gördük sizi çok heyecanlıydınız, nasıl takımın durumu?

Çok iyi. Maçta bir ara uzun bir fark vardı sonra bir puana indi o fark, ‘eyvah’ dedik ‘acaba kaybedecek miyiz?’ diye. Sonra ara tekrar açıldı ve güzel bir sonuç ortaya çıktı. Bugünkü maçta başarılar dileyeceğiz basketçilerimize... Onlar gerçekten bizim gurur kaynağımız. Tabi spor toplumu kaynaştırıyor, entegre ediyor. O spor salonunda binlerce kişi var, hepsi tek yürek, tek ses oluyor. Bu heyecanı görmek güzel.



< Önceki | 1 | 2 | 3
Bu habere puan verin
En yüksek puan alan haberler
Düşük
0.5 puan ver1 puan ver1.5 puan ver2 puan ver2.5 puan ver3 puan ver3.5 puan ver4 puan ver4.5 puan ver5 puan ver
Yüksek

0 kullanıcıdan 0 puan.
Facebook'ta Paylaşılanlar
0 Yorum yapmak için .
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?
Gönder
0/1000

reklam