Taramayı geç
Güncelleme: 00:44 TSİ 07 Eylül. 2010 Salı
Sponsor: 
Paylaş

Erdoğan: ‘Hayır’ diyen darbecidir


< Önceki | 1 | 2 | 3 | 4

Banu Güven: Bono ile görüştünüz Bono Türkiye'ye geldiğinde Türkiye aslında 80’den bu yana hep hatırlaması gereken bir gerçekle yüz yüze geldi. Kayıplardan söz edilmeye başlandı. Bir kaybın ismi üzerinden Fehmi Tosun’un ismi üzerinden diğerleri de hatırlanmış oldu. Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun da Cumartesi Anneleri'nin içinde yer alıyordu. Sizin de Cumartesi Anneleri ile ilgili farklı değerlendirmeniz olmuştu. Bir taraftan da bu günlerde 12 Eylül’ün ve sonraki dönemlerde yaşananların sık sık acısına değiniyorsunuz. Bu kayıplar meselesine nasıl yaklaşmaktasınız?

Elinde bilgisi belgesi olanlar bize yardımcı olsun, biz bunları sonuca kavuşturmaya gayret edelim. Bizim dönemimizde faili meçhul adeta yok noktasındadır. Cumartesi Anneleri ile ilgili olarak Cumartesi Anneleri’nin genelinin faili meçhullerin mensubu oldukları noktasında değilim. Aldığım bilgiler şudur; Cumartesi Anneleri’ni istismar edenlerin olduğu konusudur. Cumartesi Anneleri o faili meçhullerin kendileri olmaları halinde bilgi bulgu ne varsa biz bunların üzerine gideriz.

Banu Güven: Sizinle görüşmek isteseler bunu mesela?

Haberin devamı ↓
reklam

Seve seve görüşürüm.

Oğuz Haksever: Yeni bir anayasanın usulü nasıl olacak çalışma programı takvimi konusunda bir şeyler var mı? O tartışmalar sırasında bakanlık sistemi olayını yine hatırlayacak mıyız?

2011 seçimlerinden sonra parlamentoda nasıl bir tablo olur onu bilemem. Nasıl olursa olsun, iki yöntem uygulanabilir. Biri iktidar partisi böyle bir çağrıyı yapabilir ve bu çağrıyı yaptığı zaman parlamentoda grubu olan siyasi partiler başta olmak üzere parlamento dışı siyasi partiler STK’lar her birlikte burada bir çalışmanın içine gireriz. Geniş çaplı katılımcı demokrasinin gereği bir çalışmayı yapabiliriz. Bir diğer yöntem Meclis Başkanı vasıtasıyla bir çağrı yapılabilir, metin üzerinde bir çalışma yapılabilir. Ama bu metnin parlamentodaki hukukçular veya anayasa komisyonu üyeleri tarafından yapılması ne denli sağlıklı olur derseniz, ben çok sağlıklı olacağına inanmıyorum; dışarıdan destek alınması lazım.

'BEDELLİ ASKERLİK KONUSUNDA BİR ÇALIŞMA YOK'
Nermin Yurteri: Bedelli askerlik konusu var mı gündemde? Bir de mali kuralla ilgili, neden vazgeçildi?

Bir defa vergi sigorta borçlarıyla alakalı bu TESK’in bizden talebidir. Bizim gündeme getirdiğimiz bir konu değil. TESK’le bu konuyu görüştüğümüzde bu borçları tahsili için böyle bir yapılanmaya gitmek suretiyle, yanılmıyorsam 36 ay gibi bir süre söz konusu, o zaman esnaf ve sanatkarda şu anda ödemekte zorlandığı veya ödeyemeyeceği bu borçlarını ödeme imkanına kavuşur. Bu konuda da ben gerek Ali Bey’e gerekse Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanımıza talimatı verdim. Bunun üzerinde arkadaşlarımızın çalışması olacak.

Mali kural konusunda oranlar noktasında bir sıkıntı var. IMF’den biz sıyrıldık, şu anda bizim kendi içimizde bir IMF oluşturmanın bir anlamı yok. 8 yılda biz mali disiplinden taviz vermedik. İstikrarı, güveni bu şekilde yakaladık. Bunu IMF istedi diye yapmadık ki... Bizim yapmamız gereken yatırımları ülkemizde süratle yapmamız. Eğer biz yatırımlarda kısmaya kısıtlamaya gidersek ülkemizin kalkınma sürecini hızlandıramayız, büyümeyi hızlandıramayız. Borçların ödenmesi noktasında bir sıkıntımız yok. Küresel kriz olmamış olsaydı bizim şu andaki kamu net borç stoku yüzde 45 olmazdı daha aşağıda olurdu. Biz göreve geldiğimizde Türkiye'nin kamu net borç stoku yüzde 74’tü. 1-2 sene içinde tekrar inmeye bu başlayacak. Fakat mali kural yasalarla niye dayatılsın, şu anda dursun erteleyelim daha sonra gündemimize alalım. Ama biz şu anda tam sıçramayı yapacağımız bir dönemde bunlarla bağlamayalım kendimizi. Borsa da göreve geldiğimizde 10 bindeydi, şimdi 61 bini buldu; tüm zamanların rekorunu kırdı. İşsizlik de geriliyor, daha aşağılara ineceğiz. Üzerinde konuşulması gereken en önemli konulardan biri faizdir, daha da düşürmemiz lazım. Faiz daha da düşürülürse inanıyorum ki Türkiye'de girdi maliyetleri daha da düşecektir. Faiz bir sebeptir, enflasyon bir neticedir. Sebep netice ilişkisi içinde faiz ile enflasyonu karıştırmayacağız. Ekonomiyi canlandırmak için durumu yeniden keşfetmeye gerek yok. Bugün TİM ziyaretindeydim, onlarda kur baskılarında şikayetçiler. Araştırdığınız olay geliyor faize dayanıyor.

Bedelli askerlik konusunda bir çalışma yok. Burada beklentiyi arttırmamak gerekir. Bu konu üzerinde de şu an konuşmayı gereksiz buluyorum. Ama hakikatten böyle bir adımın atılması noktasında bir gelişme olursa açıklarız zaten.

Banu Güven: Birincisi Türkiye'nin AİHM’e bir meslektaşımız, Hrant Dink'in kaybıyla ilgili cinayetle ilgili açılan davada ardından vermiş olduğu savunma tartışıldı, daha sonra Adalet Bakanı da ‘Hrant Dink'i biz koruyamadık’ ifadesini kullandı. Bununla birlikte korumakla yükümlü olduğu düşünülen kişilerin kusurları olduğuna dair avukatların şikayetleri var. Sizde MİT’le ilgili soruşturma izni vermeyi uygun görmediniz, bu konuda bir değerlendirmenizi almak isterim. Anayasa değişikliği konusunda toplu sözleşme hakkı, hakların genişletilmesinden söz ediyorsunuz ama Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan’da da gördük memurların grev hakkı var. Memurlar bu hakkı talep ediyorlar onlara ne dersiniz?

Bir defa bir başbakan olarak birinci sorunuzla ilgili konuyla ilgili atılması gereken bütün adımları ilk andan itibaren attım. 32 saatte olayın failini yakalayıp, yargıya teslim ettik. Evlerinde ziyaret ettim, Başbakanlık'ta konuk ettim vesaire. Olay yargıdadır, yargı konuyla ilgili nihai kararını verecektir. Bu konuyla ilgili ayrıca Başbakanlık Teftiş Kurulunu da harekete geçirdim. Beni ilgilendiren bölüm budur. Ben yapmam gerekeni yaptım.

Avrupa Birliği üyesi ülkelerde memur-işçi ayrımı yok, sadece çalışanlar var. Kendilerine ben teklif yapıyorum gelin şu işi bitirelim işçi-memur birleştirelim, çalışanlar olsun. Öyle bir ülke haline geliyoruz ki bir taraftan işçilerle pazarlıktasın o bitiyor memurlarla pazarlık başlıyor. Bütün yıl bunlarla, pazarlıkla geçiyor. İşçi çalışırken büyük para alıyor, emekli olduğu zaman düşük ücret alıyor. Memur çalışırken düşük alıyor emekli olduğu zaman işçiye göre daha yüksek alıyor. İkisiyle de oturup konuştuğunuz zaman ikisi de birbirini şikayet ediyor. Birleştirelim diyorum bir skala içinde, tabiî ki grev hakkı olacak ama işverenin de lokavt hakkı olacak. Bunlar tabii lokavt olayını kabul etmiyorlar, böyle bir şey olamaz sadece grev olacak. Bunun üzerine çalışalım ama ideal yolu çalışanlar olayına girmektir. Bunu başarırsak Türkiye çok daha sağlıklı yola girecek ve çalışanlar uzun yılları çok daha rahat görebilecek. Ama şu toplu iş sözleşmesi olayı toplu görüşmeden çok farklı çünkü buradan biz Bakanlar Kurulu olarak biz kendimizi çekiyoruz. Orada hakem kurulu oluşmuştur ve nihai kararı orası verecektir.

Ruşen Çakır: Rize Belediye Başkanı ne oldu? Bir de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek bir çıkış yaptı Kemal Kılıçdaroğlu’nun annesi üzerine... Ben şahsen bir vatandaş olarak çok rahatsız oldum bundan ama sizin ağzınızdan bir açıklama duymadım. Böyle şeyleri tasvip ediyor musunu,  doğru-yanlış hiç önemli değil?

Aynı şeyi Kemal Kılıçdaroğlu için niye söylemiyorsunuz? Kemal Kılıçdaroğlu kendisi benimle ilgili böyle bir şeyleri söylüyor. Aynı şeyi onun için niye söylemiyorsunuz?

Ruşen Çakır: Vatandaş olarak bir şey soruyorum şimdi,..

Ben de vatandaş olarak cevap veriyorum, bu tür şeyleri söylüyor ve bunu genel başkan söylüyor. Melih Gökçek’in ben duymadım nerede, nasıl söyledi. Ben meydanlardayım; takip etmiş değilim, bu konudan da haberim yok. Bunu bir gazeteci yapmış olabilir ama Melih Bey söylemişse yanlış söylemiş, yapmaması lazım. Diğer konuya gelince Rize Belediye Başkanı bizim disiplin kurulumuzda, disiplin kurulunun vereceği kararı bekliyoruz. O vereceği karara uyma durumundayız. Kesin ihraç kararı mı verir geçici ihraç kararı mı verir; o karar göre bizde uygulamayı yaparız.

Oğuz Haksever: Gömlekler konusunda galiba bir buluşma söz konusu gazetedeki haberler Kemal Kılıçdaroğlu tercih ettiği yeni marka ile siz aynı yerden giyiniyormuşsunuz galiba.

Nereden giyiniyormuş, Etro mu?

Oğuz Haksever: Ismarlama gömlek, siz de oradan giyiniyormuşsunuz. A Rossi diye bir marka gazetelerde vardı bugün.

Benim genelde gömleklerim Bisse’dendir, Ramsey’dendir. Ağırlıklı olarak buralardan alırım. Bunun dışında arada sırada dostlarımızın hediyeleri olur, o kadar.

Nermin Yurteri: Kemal Bey’le bir tartışma programına katılmama kararınız devam ediyor mu efendim?

O benim derdim değil, Kemal Bey'in derdi. Bu tür yaklaşımlar içinde olan kredisini daha şimdiden tüketmiş olan bir genel başkandır benim nezdimde. Bu kadar seviye kaybına uğramış yaklaşımlarla konuşan adap çizgilerini zorlayan bazen de aşan kişiyle beni televizyonlarda tartışma programına çıkmam söz konusu değildir. Meşruiyet arayışı içindedir, kusura bakmasın ona verecek durumda değilim o meşruiyeti.

Banu Güven: Ben Bono’nun verdiği i-Pod’un kullanılıp kullanılmadığını merak ediyorum.

Küçük kızım Sümeyye’ye hediye ettim hemen anında. Fakat bunu söylemişken burada özellikle U2, yıllar yılı Türkiye'ye gelmedi. Bono niye gelmedi? Niye gelmiyor? bunlar söylenirken, arkadaşlarımız çalıştılar, gayret ettiler ve grubu Türkiye'ye getirdiler. Gerek iki devlet bakanı Egemen Bağış ve Hayati Yazıcı, Avrupa Kültür Başkenti 2010 İstanbul projesi kapsamında bunu gerçekleştirdiler. Düşünün Olimpiyat Stadı'nda on binlerce insan; Bono, Egemen Bağış Bey’e teşekkür ediyor. Egemen Bağış Bey’e teşekkür ettiği anda orada gençler bir yuhalama çekiyorlar. Şimdi bu anlayışı bu zihniyeti neyle izah edeceksiniz. Sizin için bakanlar devreye girecek, bu ülkeye insan hakları noktasında büyük gayretleri olan bir sanat grubunu alacak getirecek, sizlerin huzuruna çıkaracak ve siz orada kalkacaksınız ona teşekkür ediliyor, o sanatçı tarafından kalkacaksınız orada o bakanınızı yuhalayacaksınız. Sen o bakanın partisini benimsemeyebilirsin, kabullenmeyebilirsin hepsine saygım var ama o sanatçının huzurunda o bakanı sen yuhalayamazsın. Burada büyük bir erozyon yaşıyoruz.

Bir de Pakistan’a bütün halkımızın desteklerini bekliyoruz. Başbakanlık'ta bu konuda 'Afet ve Acil İşler' adına açılmış bir hesap var, Kızılayımızla birlikte bu işleri devam ettiriyor. Diyanet İşlerimizin kampanyası var yoğun bir şekilde de, yine bayram namazında da bu kampanyası sürdürecekler. Hemen şu halk oylamasının arkasından ben de gitmeyi düşünüyorum, gidip yerinde tespitleri yapıp sürece müdahil olalım diyoruz.



< Önceki | 1 | 2 | 3 | 4
Bu habere puan verin
En yüksek puan alan haberler
Düşük
0.5 puan ver1 puan ver1.5 puan ver2 puan ver2.5 puan ver3 puan ver3.5 puan ver4 puan ver4.5 puan ver5 puan ver
Yüksek

0 kullanıcıdan 0 puan.
Facebook'ta Paylaşılanlar
0 Yorum yapmak için .
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?
Gönder
0/1000

reklam