Taramayı geç
Güncelleme: 16:02 TSİ 16 Mart. 2010 Salı
Sponsor: 
Paylaş

3 yanlış 1 doğruyu götürür mü?

Ülkemizin sınav sistemlerinde niye 3 yanlış 1 doğruyu götürür? Nedenleri değil de aslında yarattığı sonuçlar üzerinden düşünelim.

Özlem Balkan
Yönetici Koçu
Güncelleme: 16:02 TSİ 16 Mart. 2010 Salı

Götürüyor elbette. Asıl soru: Nereye götürüyor?

Ülkemizin sınav sistemlerinde niye 3 yanlış 1 doğruyu götürür? Nedenleri değil de aslında yarattığı sonuçlar üzerinden düşünelim.

Muhteris alt mesajlar, sistemdekiler tarafından şöyle algılanıyor (bilinçli veya bilinçsiz olarak):

Haberin devamı ↓
reklam

- Daha dikkatli olmalısın! Daha daha...

- Risk alacağına boş bırak daha iyi.

- Mükemmel olman gerek,

- Diğerlerine fark atacaksan mutlaka ek birşey yapmana gerek yok. Hatta birşey yapmasan daha iyi, bedel ödemek niye?

- Ne yapalım bundan başka şans yok ki...en iyilerin daha iyisini nasıl eleyeceksin? (İyisi ne demekse, niye eleniyorsa, daha çok iyinin olması niye engellensin ki gibi düşünceler hiç gelmiyor bu kabullenmeyle birlikte)

- Akıllı olmak gerek, bu da akıllı olmanın bir yolu (30 yıl önce varolan kontenjanı aynı kalite ile çoğaltmak yerine onlarca katına çıkmış adayları o kontenjana mahkum eden sistemi sorgulamak akılsızlık demek oluyor bu durumda. İlgiiiinç!)

Hoşunuza gitmedi mi? Bunlardan başka sevimli bir çıktı var mı? Benim aklıma sevimlisi gelmiyor.

Buna ne zaman aydım? Dün (Buna da şükür. Pozitif bakalım)

1979 yılında beşinci sınıfta girilen sınavlarda başarılı olup en üst puanlara sahip bir anadolu lisesinde okumayı başararak sonra üniversite sınavında aynı yollardan geçerek bir kariyer edinmiş sistemin yetiştirdiği bir kişi olarak “aydım”.

Aydıran soru

Bugün duyduğum soru şuydu? 15 yaşında bir lise öğrencisi herkesin girmek için sol kolunu verebileceği lisede okurken proje çalışmasından ve okulun bitmek bilmeyen isteklerine yetişememekten bıkmıştı. “Neyse iş hayatında bunlar olmayacak değil mi? diye evet hayır cevabı isteyen soru yöneltti çevresine. İş hayatında zaman geçirmiş büyüklerine “n’olur evet deyin” gözleriyle baktı. Göz göze yalan zordur, kaldı ki kızı seviyoruz. Herkes ‘uyandırma servisi’ zamanıııı...., aman bir evlada yardım edelim deyip “canım bak şimdi aslında öyle değil, oraya girip orada da savaşacaksın ama sevdiğin işi yaparsan öyle hissetmezsin, onun için neden zevk alıyorsan onu yap” deyip yönlendirmeye çalıştı.

Kızımız, “ Ama 45 dakikada bir gelip n’oldu diye sormazlar en azından” diyecek oldu. Yine, “dur bi tanem aslında olabilir 1 haftada hazırlanacak raporu 1 saat soran müdüre ben rastladım” deyip ayaklarını yere bastırayım evladın diyen cenagaverler oldu grupta. Yaptığı doğru elbette. Yoksa bu beklentiyle iş yaşamına girenlerin hali çok sinir bozucudur. Çalışan için de işveren için de. Kurum sonuçta, ileride basamakları çıkacak krize dayanıklı, dirayetli, çalışkan iş yapacak insan arar.

Halbuki, yeni yetenekler zaten bıkmış başlıyor hayata. Sınav, proje, faaliyet trafiğinden çıkıp iş yaşamına “Bitti, çok şeye katlandım evet şimdi rahatım, gelsin unvanlar” diye başlıyor çoğu. Y kuşağı diyorlar onlara, 80 sonrası doğanlar.

İş yaşantısı sancılı...

“Biz böyle değildik” deyip Y’lerin derdinin ne olduğunu anlamayan yöneticiler bir yanda.

“Burada neler oluyor ? Burada ne yapılmalı?” diye sormayı bilmeyen Y’ler bir yanda.

Bazı yenilerin çok sıkılınca yaptıkları şu: Bunu mu yapmam lazım?Yapmam. O zaman buradan giderim. Çoktan seçmeli bile değil, ondan da sıkılmış çünkü. Burada bunu mu istiyorsunuz, ben uyamam, hadi hoşçakalın.

- Başka türlü nasıl bakılabilir?

- Ben ne yapabilirim?

- Nasıl değişir?

Soruları sorulmuyor. Dikkat! Ne yeniler ne de yöneticiler tarafından. Çünkü kompozisyon yazmadılar ki...Onun bir düşünme yöntemi olduğunu , yazarak değişimi bilmiyorlar ki zaten. Kompozisyon ödevi veren hocadan da nefret etmişlerdi.

Geldiğim noktada şunu düşünüyorum bu sefer. Tam tersi bir sınav hayal ediyorum. 3 doğru 1 yanlışı götürse. Hem hayatta, hem sınavda. Belki de sınavlarda 3 yanlış 1 doğru götürünce hayat gözlemlediğimiz gibi oluyordur. Eleştirince “gerçek hayata yetiştiriyoruz işte orada da böyle değil mi” diye neyi tariflediğini farketmeyen eğitimcilerle çok beraberiz demektir. “Ört ki ölem” durumu.

Aslında bana kalsa birebir olmalı güreş (1 doğru 1 yanlışı götürmeli) ama razıyım 3 doğrunun 1 yanlışı götürmesine.

Yeteri kadar hayal edersen olur diyorlar ya, aksiyon da lazım.

Buraya yazmak ve sizleri buna odaklamaya çalışmak eylem midir?

Kolaylıklar,
Özlem Balkan

Bu habere puan verin
En yüksek puan alan haberler
Düşük
0.5 puan ver1 puan ver1.5 puan ver2 puan ver2.5 puan ver3 puan ver3.5 puan ver4 puan ver4.5 puan ver5 puan ver
Yüksek

0 kullanıcıdan 0 puan.
Facebook'ta Paylaşılanlar
0 Yorum yapmak için .
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?
Gönder
0/1000
  ÖZLEM BALKAN : DİĞER HABERLER  
  
Özlem Balkan Bölüm Anasayfa
 
Ekle Özlem Balkan haber okuyucunuza başlıklar:
 

reklam