Taramayı geç
Güncelleme: 23:11 TSİ 09 Mart. 2010 Salı
Sponsor: 
Facebook'ta Paylaş

Kuzeyin Cahilleri, Güneyin Bilgeleri

Yıllar içinde gördüm ki, kadim uygarlıklar ve geçmişin bilgeleri arasında bir yerde keskin bir ayrım bulunmakta. Güneyin bilgeleri ile kuzeyin cahillerine ait bu sınır çizgisi insanoğlunun geleceği değiştirme gücü ile doğrudan bağlantılı idi.

Uzman Astrolog Oğuzhan Ceyhan
Güncelleme: 23:11 TSİ 09 Mart. 2010 Salı

Yıllardır beni tanıyanlar, yakından takip edenler bilir; kadim uygarlıkların bilgilerini her zaman astrolojik veriler ile değerlendirir ve araştırırım. Geçmişin ve bugünün eş zamanlılıklarını takip ederim. Tabiatın anlatmaya çalıştıklarına, istatistiki çalışmalara önem vererek geçmişten bugüne ne kaçırmış olduğumuzu her zaman araştırırım. Geçmişin bilgeleri, bugün bilemediğimiz neleri bilmektedir. Nepal, Güney Afrika ovaları, Avustralya çölleri ve Şili dağları…

Yıllar içinde gördüm ki, kadim uygarlıklar ve geçmişin bilgeleri arasında bir yerde keskin bir ayrım bulunmakta. Güneyin bilgeleri ile kuzeyin cahillerine ait bu sınır çizgisi insanoğlunun geleceği değiştirme gücü ile doğrudan bağlantılı idi. Uygar denilen, teknolojiyi kendi menfaatleri ve nefsi için kullanan tabiattan uzaklaşmış, uygarlık kılıfına sığınmış evlerin içine tıkılmış, doğal tabiat ürünlerinin farkında olmayan, bedensel sıkıntıları için neredeyse ilaç firmalarının kölesi olmuş, modern batı tıbbından başka bir şeye inanmayan kuzey insanları ile, tabiatın içinden gelen tabiatın sesini dinlemeyi bilen varoluşun özünü yakalamış yaptığı her işte mutlu olan, kapitalizmin ve emparyalizmin söylediği yeni moda, yeni model gibi kavramları bilmeyen fakat o derecede de mutlu güneyin kadim insanları.

En son araştırma konum; yıldız ve gezegen döngülerini, depremsellik, tabiat olayları ve hatta bazı ilaçların yapımı için kullanan Güney Afrika’nın Zulu ve Mali’nin Dogon kabilesi idi.

Haberin devamı ↓
reklam

Kuzeyin mağrur, gururlu, egoist ama bunun yanında da teknolojiyi doğru kullanan insanları 1936 yılında Dogonlar ile karşılaştıklarında çok şaşırtıcı bazı bilgilere sahip oldular. Dogonlar -ki Fransız bilim insanlarına göre cahil diye nitelendirilen bu kabilenin astronomiyle ilgili bilgilerinin o anki batı astronomisinden neredeyse daha da fazla olduğu görünmüştü – Afrika’nın mali cumhuriyetinde yaşayan bir kalibe halkıdır. Kabilenin nüfusu yaklaşık 250.000 civarındadır. Dogonlar hakkında dünyamızda en fazla araştırma yapmış olan Etnolog Fransız Marcel Griaule’ dir.

Kendilerine ait özel bir inanç sistemleri bulunan dogonlar tek bir yaratıcı Tanrı’ya inanır. Bunun yanında tanrı inançlarının altında melekler ile nitelendirilen 4 büyük totemleri vardır. Gelenekleri sözlü aktarım yolu ile süren, inisiyasyona dayalı bir örgütlenmesi olan bu halk, tüm inanç sistemlerinde astrolojiyi ve astronomiyi kullanır. Dogonların o yıllarda söyledikleri, bugün bile ellerindeki imkansızlıklar ile göremeyecekleri gerçekliklere ait tespitleri inanılmazdır. Yaklaşık 1930’ lu yıllarda bildiklerini söyledikleri bazı bilgiler sonradan modern astronomik keşifler ile ancak 1990’lı yılların başında doğrulanabilmiştir.

Kimilerince yaşam biçimi batılı uygar kavimlerden daha farklı olan ve biz batılılar için ilkel diyebileceğimiz sosyal şartlara sahip bu halk, hiçbir şekilde teleskopa veya herhangi bir göksel gözlem aracına sahip olmadan bazı astronomik bilgiler vermektedir. Dogonlar Orta Afrika Mali’dedir. Bulundukları yaşam şartlarına bakılırsa şu aşağıda yazdığım konuları nasıl bildikleri konusunda epeyce konuşmak lazım. Dünyanın yuvarlak olduğu, güneşin etrafında döndüğü, ayın da dünyanın etrafında belli evreler katederek dönmekte olduğu, Satürn’ün halkalarının varlığı, Jüpiter’in uyduları … Büyük karanlık Plüton ve kardeşini, plüton ötesinde de 4 büyük gizem olduğunu tradisyonlarında söylemektedirler.

Bizlerin uygarlıklarına göre vahşi diyebileceğimiz gelişmemiş diye nitelendireceğimiz ve yalnızca yazı geleneğini belli bir rahip tradisyonunun kullandığı barışçıl dogon halkı bu bilgiler dışında da ilginç bir bilgi sahibidirler. Bu Sirius yıldızı hakkında bildikleridir. Ki şu an için modern bilimin asla açıklayamadığı ve dogonlardan ilham alınarak araştırılarak bulunan Sirius yıldızının özellikleri hakkında söyledikleri şaşılacak düzeyde bilinmesi imkansız bilgiler içermektedir.

Sirius, büyük köpek takımyıldızında yer alan gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Osmanlıca ismi Şi’ra-i Yemaniye olarak bilinen Sirius yıldızı gökyüzünde en parlak ve kendisine görünür yakınlıktaki Canopus yıldızına oranla iki katı kadar parlak olan bir yıldızdır.

Sirius A diye nitelendirilen sistemin en büyük yıldızı, çok parlak, aydınlatma gücü yüksek ve bunun yanında güneş sistemimize yakın bir yıldızdır. Ortalama olarak güneşimize 8.47 ışık yılı uzaklıktadır. Bunun yanında ışık gücü güneşimizin 25 katı olan Sirius tüm mitolojilerde çok önemli olup, kadim astrolojinin doğmasına sebebiyet veren ana yıldızlardan biridir.

Güney yarımkürede Sirius yerkürenin her bölgesinden rahatlıkla gözlemlenebilen bir yıldızdır. Yalnızca kuzey kutbuna yakın 73 derece enlemlerden sonra görünmesi olanaksız hale gelir. Kuzey yarımküreden en iyi görüldüğü dönem kış aylarıdır. Bunun yanında modern astronomide kuzey yarımküresi gözlemciler için Procyon ve Orion’un büyük devi Betelgeuse ile beraber kış üçgeni olarak adlandırılan görünüme sebebiyet verir. Sirius yıldızı koşullar uygun olduğunda yeryüzünden görünen tek yıldızdır. Bu sebep ile, tüm mitolojilerde ve astrolojinin ilk yapılandığı yıllarda en önemli yıldızlardan biri idi.

İslamiyetin kutsal kitabı Kuran-ı Kerimde güneşten sonra ismi geçen tek yıldız olup, necm süresinde bahsedilmektedir. Bunun yanında eski Çin metinlerinde ve Feng Shui geleneğinde Ursa Major Büyükayı takım yıldızı ile birlikte hareket eden tek bir yıldız olarak nitelendirilir. Olumlu ve olumsuz Chi enerjisinin Güneş ile birlikte Sirius kaynaklı olduğundan bahsedilir. Enteresandır ki, 1909’da astronom Ejnar Hertzsprung Sirius yıldızının büyük ayı yıldız kümesi ile birlikte hareket ettiğini öne sürmüştür.

Sirius takımı ile ilgili bazı ilginç bilgileri de sizinle paylaşmak istiyorum. 1990’ların başında ancak kanıtlayabildiğimiz modern astronomik gözlemler ile Sirius yıldızının bir ikiz yıldız olduğu gerçeğini Dogonlar 1930 larda batıya anlatmıştır. Hatta Sirius yıldızının bir çift yıldızdan oluştuğunu, kardeşinin Sirius A’nın etrafında 50 yılda döndüğünü, Sirius A ‘nın Sirius B’ye göre çok büyük olduğunu, gözle görülemeyeceğini ve oluştuğu toprağın veya maddenin dünyadaki her maddeden daha ağır olduğunu söylemişlerdir.

İlginçtir ki, Sirius B çok güçlü teleskoplar ile bile görülememektedir. Ancak radyo teleskopların ve 1990 yılların başında büyük hubble teleskopunun yaptığı araştırmalar ile bu bilgiler doğrulanabilmiştir. Güneyin cahili diye nitelendirdiğimiz kültürün içinden fışkıran Dogonlar bu kadar ile de kalmayıp, Sirius sisteminde bu iki yıldızın haricinde dolanım süresini bildikleri bir gezegen olduğunu da söylemektedirler. Şu an modern bilim, Sirius C ‘ nin peşinde olup, dogonların bu gizemli gezegenini bulmuş, yalnızca üzerinde yapılan kesinlik verici araştırmalar yapmaya devam etmektedir.

Dogonların bu bilgileri nasıl bilebildikleri hakkında bilimsel pek çok spekülasyonlar yapıldı ise de tez, antitez, sentez ile oluşan bilimsel bilgi işleyişi ve hiçbir hipotez bunu açıklayamamıştır. Dogon mitolojilerinde Sirius B’nin küçük olmasına karşın evrendeki en ağır yıldızlardan biri olduğu bilinmektedir. Sirius B ile Güneş sistemimizin kardeş olduğu, ilk yaratılışın Sirius B yıldızı ve çevresindeki gezegende olduğu ve bununda dünyaya bir şekilde aktarıldığına dair pek çok mitolojik hikaye vardır.

Bunun yanında eski Mısırda İsis , Yunancada Sothis, Dogonlarda Sigi , Araplarda Şira, Hititlerde Kak-si-si, İran’da Tistirya ve Çinlilerde Hu-şi diye nitelendirilen bu yıldız eski Türklerde Bozkurt veya köpek ile de ilişkilendirilmiştir.

Sevgili okuyucular eski Türk mitolojisinde ve İslam öncesi kültürde kurt ve köpeğin önemi bilinmektedir. Bozoklar, üçoklar, kurt asena, dişi bir kurttan doğan bilge kağan gibi sembollere sahip kültürümüzün yanında da Sirius, tüm dünyada da avcı yani Orion takımyıldızının köpeği olarak nitelendirilir. Hatta eski antik astrolojide kanisyenlerin hareketleri, kuduz hastalığı ve köpeklerden bulaşabilen hastalıklar tüm dünyada kurt sürülerinin hareketleri Sirius takım yıldızının göksel hareketleri eş zamanlı olarak açıklanmaya çalışılmıştır.

Çin astronomisinde göksel kurt, Japoncası Tenrö, Alaskalı Inuitlere göre Ay Köpeği , Nebraska pawnee’lerinde Wolf kabul edilen Sirius bazı geleneklerde de yay ve ok ile de nitelendirilir. Mısırda danderah tapınağında dairesel astrolojik kuşaklarda yay ve okla temsil edilen Sirius, Mali’de Dogonlar tarafından yay ve okun birleşmiş şekli ile gösterilir.

Zerdüşt sonrası Pers geleneğinde ise bu yıldız Yay ve Ok yıldızı olarak nitelendirilir. Eski mısırda nil nehrinin taşma zamanlarını göstermesi, nil deltasında tarımın başlangıç döngülerini ifade etmesi ile ünlü olan bu yıldız mısır kültürünün doğması ile de doğrudan ilişkilendirilir.

Astrolojik etkileri M.Ö 2000’li yıllardan beri bilinen Sirius zaman zaman dünya üzerindeki büyük depremler, doğa olayları çıkabilecek salgın hastalıklarla da ilişkilendirilirdi. Enteresan bazı bilgilerimiz ise, Sirius takımyıldızının Kuran-ı Kerimde Necm suresinde geçmesidir. “49.Doğrusu, 'Şi'ra (yıldızı)nın' Rabbi O'dur.” Necm yıldız demektir. Söz konusu yıldızdan surenin 49. ayetinde söz edilmektedir. Aynı surenin 9. ayetinde de 2 yıldızın yörüngelerini ima edercesine 2 yay ifadesi geçmektedir kullanılmaktadır. “ 9. Nitekim (ikisi arasındaki uzaklık) iki yay kadar (oldu) veya daha yakınlaştı.” Sirius A ve Sirius B’ nin birbirleri etrafındaki dolanış süresinin 49 yıl , 9 ay olduğu bilinmektedir. Kuranı kerimdeki 49 ve 9 ayetlerini yan yana getirdiğimizde 49.9 yıl sayısını oluştuğunu görmekte olaya ayrı bir gizem katmaktadır. Bu yıldızdan İslamiyet haricinde de Hıristiyanlıkta ve Zend Avesta’da bahsedilmektedir. Bunun yanında bir kısım Kabalistler İbrani bilgeleri İsa peygamberin doğumunda gökyüzünde görünen büyük yıldızın Sirius yıldızı ile Jüpiter kavuşumu olduğunu söylemektedirler.

Gökyüzünün en parlak gezegeni Jüpiter ile en parlak yıldızı Sirius’un kavuşumu onlara büyük bir peygamberin doğacağını müjdelemiştir. Gezegen ve yıldızın izdüşümlerinden İsa’nın doğacağı yeri tespit eden 3 bilge kral efsanesi tüm Hıristiyan dünyasında ve Kabalist dünyada zaten bilinmektedir.

Sirius yıldızı ile ilgili bu kadar detaylı bilgi verdikten sonra bu yıldızın bizlere ifade ettiği şeyin kadim bilgelik dolu bilginin hala yok olmadığını söylemeliyim. Bazı kültürlerde ; Zulu, Koza, Venda, Uganda’daki Kwaki gibi kabilelerde hala bu yıldızın etkilerinin avcılık, tarım zamanlarında kullanıldığı bilinmektedir. Oysa biz batı toplumlarında profesyonel astronomlar hariç, Sirius bilinmemektedir. Aynı zamanda mitolojiye kaynaklık eden bu takım yıldız ile, bazı gezegen kavuşumlarının büyük depremlere salgın hastalıklara sahip olduğunun farkında değiliz.

Hala astrolojiyi basit falcılık uygulamalarından biri zannediyor, uygarlaştığımızı zannederek gerçek bilgiden uzaklaşıyoruz. Bu arada Güney afrikada belli bir dönem birlikte kalma fırsatı bulduğum Zulular çok yakın bir zaman içinde Kuzey uygarlığının ve beyaz adamın yaptıklarını fazlası ile ödeyeceğini, büyük depremler yaşayacağımızı ve Güneş’in, Ay’ın ve rüzgarın yarattığınız çürümüşlük, sevgisizlik ve tabiattaki hayvanlara saygısızlıktan dolayı hızla yok olacağını söylemişlerdi.

Mayalar, Dogonlar, Zulular, Hopiler, Pawneeler hep aynısını söyleyedursun, tüm dinsel ve mitolojik hikayeler uygarlığımızın sapkınlığından bahsetsin ve biz hala para piyasaları ile, kaynakları tüketmekle, yılan derisinden yapılan estetik topuklu ayakkabıları sergilemekle, tilkileri, çinçilaları katletmekle, beslenmemiz dışında gerekmediği halde kendi egolarımızı tatmin eden avcılık denen tuhaf bir spor ile övünmekte gurur duyarız. Devam edin, devam edelim.

Yıllık yorumlarımı okuyanlar, bu yılın çok ağır depremler ve çeşitli sıkıntılar içinde geçececeğini söylediğimi bilir. 26 Şubat 2011’den sonra Ortadoğu ve Avrupa bölgesinde de Sirius ve Canopus takımyıldızının gösterdiği şekilde felaketler başlayacaktır.

26 Şubat 2011’den 2017 yılının aralığına kadar bu iki takımyıldızın enlem ve boylam izdüşümü, astrolojik teknikler ile Dogon ve Zulu kabilesinden ve Hopilerden öğrendiğimiz bilgilerinde eş zamanlılığı ile, Ortadoğu’dan tüm Türkiye’yi kat edecek bir şekilde ilerleyecek ve tüm avrupayı içine alacak bir 7 yıl göstermektedir. Biz kuzeyin cahillleri , güneyin bilgelerinin bu kehanetini hep birlikte göreceğiz.

Saygılarımla,
Astroloji Uzmanı Oğuzhan Ceyhan

Bu habere puan verin
En yüksek puan alan haberler
Düşük
0.5 puan ver1 puan ver1.5 puan ver2 puan ver2.5 puan ver3 puan ver3.5 puan ver4 puan ver4.5 puan ver5 puan ver
Yüksek

0 kullanıcıdan 0 puan.
Facebook'ta Paylaşılanlar
0 Yorum yapmak için .
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?
Gönder
0/1000

reklam

View Photos of Singles

Find your next car

$7 trades, no fee IRAs