AB'ye Türkiye karşıtı başkan
AB'nin ilk başkanı, en güçlü aday olarak ön plana çıkan ve Türkiye'nin AB üyeliğine muhalif olan Belçika Başbakanı Herman Van Rompuy oldu.
BRÜKSEL - Avrupalı liderler, ilk başkanlarını seçmek üzere Brüksel'de özel bir zirve toplantısında bir araya geldi ve Avrupa Birliği'nde tarihi bir viraj alındı.
Avrupa Birliği'nin ilk başkanı ve Dışişleri Bakanı’nın seçileceği toplantının kulisinde, aday çokluğu, doğu-batı-kuzey-güney dengesi; ‘başkan sağcı olursa, dışişleri bakanı solcu olsun’, ‘başkan büyük ülkeden seçilirse, dışişleri bakanı küçük ülkeden seçilsin’ tartışmaları yapıldı.
Avrupalı liderlerin kapalı kapılar ardında yaptığı pazarlığın ardından, seçim gerçekleşti.
İngiltere Başbakanı Gordon Brown'ın eski başbakan Tony Blair'e desteğini çekmesinin ardından Avrupa Birliği dönem başkanı İsveç, Herman Van Rompuy'u liderlerin onayına sundu ve Belçika Başbakanı ünvanıyla zirveye giren Van Rompuy Avrupa Birliği’nin ilk başkanı olarak oldu. Rompuy'un 2.5 yıl bu koltukta kalacak.
Avrupa Birliği Komisyonu'nun Ticaretten Sorumlu Üyesi Catherine Ashton da Dışişleri Bakanı seçildi.
ROMPUY NE DEMİŞTİ?
AB’nin yeni başkanının 5 yıl önce, henüz Belçika’da başbakan değilken yaptığı konuşma şöyleydi: "Türkiye, Avrupa'nın parçası değildir ve hiçbir zaman da olmayacaktır. Hıristiyanlığın da temellerini oluşturan Avrupa'da geçerli evrensel değerler, Türkiye gibi büyük bir İslam ülkesinin kabulü durumunda gücünü kaybedecektir."
"İNGİLİZLER AKILLI DAVRANDI"
AB'nin yaptığı seçimi AKP Milletvekili ve TBMM Dışilişkiler Komisyonu Sözcüsü Suat Kınıklıoğlu Canlı Gaste'ye yorumladı.
Kınıklıoğlu şöyle konuştu: "Seçimi çok iyimser olarak yorumlamak mümkün değil.
Rompuy, eylemde müzakereler lehine tavır gösterse de 2004'teki açıklaması Türkiye'ye ve Avrupa'ya nasıl baktığını açık olarak ortaya koyuyor. Ama bence üzerinde durulması gereken asıl isim Dışişleri Bakanı Catherine Ashton. AB'de Başkan’ın rolü oldukça kısıtlı; örneğin konseyi yılda bir kez toplayacak ve başkanlık edecek; önemli bir bütçesi ve kadrosu yok. Dışişleri ise parasal kaynaklara egemen olacak...
İngilizler çok akıllıca bir diplomatik oyun oynadılar ve başkanlıkta Tony Blair'ı istiyor görüntüsü altında hedefledikleri dışişlerini aldılar.
Ayrıca Rompuy'un seçilmesinin psikolojik bir anlamı var. Hem Avrupa merkez sağının Türkiye'ye yaklaşımını temsil ediyor hem de Almanya-Fransa aksının, öne çıkan ve popülaritesi olan bir başkanı istemediği; kontrol edebilecekleri bir isimden yana olduklarını gösteriyor.
"AVRUPA ADINA ŞANSSIZLIK"
Ben bu seçimin Avrupa adına bir şanssızlık olduğunu düşünüyorum. Çünkü Lizbon anlaşması Avrupa'ya uluslararası alanda ağırlık verebilecek bir çıkış çaresi olarak düşünülüyordu. Bu seçimi bu açıdan da sıradan buluyorum."
Sarkozy-Merkel'in damgası vuruldu yorumlarına Kınıklıoğlu, "Müzakererinin erken aşamalarında Sarkozy Blair'i istedi ancak Merkel onu kendi yanına çekmeyi başardı. Aslında NATO Genel Sekreteri seçiminden bu yana Alman-Fransız aksının ağırlığının arttığı görülüyor. Bu sadece bizde değil Doğu Avrupa ve İngilizler'de de belli bir rahatsızlık yaratıyor. Ama gerçek olan bu durumun hala dominant olduğu" şeklinde yaklaştı.
"AL-VER PAZARLIKLARI"
AB'nin dışişleri bakanı olan 53 yaşındaki Ashton hakkında, "Dış plolitika deneyimi var. Adalet ve eğitimde iyi olduğu anlaşılıyor. 1.5 yıldır da ticaret komiseri olarak görev yapıyor" diyen Kınıklıoğlu, "Ama ben yine hiç tanınmayan profillerin Lizbon Anlaşması'nın ruhuna hizmet eden bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yine Avrupa'da al-ver pazarlıklarının öne çıktığı anlaşılıyor" şeklinde konuştu.
Kınıklıoğlu, yeni dönemin Türkiye'nin AB üyeliği sürecini nasıl etkileyeceği sorusuna da, "Kısa vadede doğrudan etkileyecek bir husus göremiyorum. Ama Rompuy'un neyi temsil ettiği önemli. Kısa vedede görüşlerini umarım düzeltir. Ancak ben iyimser olamıyorum. Avrupa'daki yaklaşım ve oradaki Türkiye algısı, Türkiye'nin büyüklüğünü temsil eder noktaya gelmedi. Umarım ben yanılırım..." şeklinde yanıtladı.
"ROMPUY'LAR GELİR GİDER..."
"Rompuy'un 2004'teki Hristiyanlık vurgusu üzerinden Türkiye'ye bir tavrı olduğu anlaşılıyor" diyen Kınıklıoğlu, "Bu Türkiye'deki şüpheciliği de teyit eden bir yaklaşım. Ama biz hükümet ve ülke olarak kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü yaptıklarımızı ne Brüksel'de birilerini memnun etmek ne de Rompuy gibilerinin dünya bakışlarını değiştirmek için gerçekleştiriyoruz. Rompuy'lar gelir gider ama bizim sürecimiz devam eder" ifadelerini kullandı.
"DURMAK YOK MÜZAKEREYE DEVAM"
Kınıklıoğlu son olarak, "Türkiye'deki AB ivmesinin 2004'teki noktada olmadığı doğru ama AB'deki söylemlerin de bunda etkisi var. Ama biz söylemlerimizde inat edeceğiz. Bunu Türkiye insanı için yapacağız. Durmak yok müzakereye devam..." şeklinde konuştu
En yüksek puan alan haberler










AVRUPA : DİĞER HABERLER |
| Ekle Avrupa haber okuyucunuza başlıklar: |
Günün Manşetleri |
Editörün Seçtikleri |


