"Mesele aslında siyasi"
Servis sağlayıcılar?
Servis sağlayıcılar için İngiltere’de uyar-kaldır sistemi uygulanıyor, ve telif haklarına aykırı içerikleri uyarıldıktan sonra yayından kaldırmazlar ise sorumlulukları doğuyor. Yayından kaldırmaları mümkün değil ise erişim engelleme gibi bir zorunlulukları yok, ve bugüne kadar İngiltere'den telif haklarına aykırı hiç bir içeriğe erişim engellenmemiştir.
BPI ve büyük müzik ve film şirketlerinden gelen baskılarla İngiliz hükümeti hukuki alt yapıyı internet ve korsan yayın açısından tekrardan gözden geçirmeye karar verdi ve Yeni Zelanda ve Fransa'da bahsi geçen ‘3-strikes-out’ (üç ihlalden sonra ceza) sistemi ile kullanıcıların üç ihlal sonucunda internet erişiminin kesilmesi, düşünülen çözümlerin başında geliyor. Sitelere erişim engelleme ve sansür gibi erişimin kesilmesi de aslında korsana karşı bir çözüm değil. Aksine internete erişimin engellenmesi insan haklarına tamamen aykırı!
MySpace’te üyeliği bulunan diğer müzisyenlerin ticari hakları da eklenebilir mi buna? Telif hakkı ihlali gerekçesiyle MySpace’e erişim topyekün engellendiğinde, orada müziğini duyuran, reklamını yapan, kitlelere ulaştıran diğer binlerce müzisyen maddi ve manevi zarara uğratılmış olmuyor mu?
Biraz mangal yakarken orman yakmaya benziyor tabii ki. Daha önce belirttiğim gibi erişim engelleme kararlarında orantısızlık ve ölçüsüzlük var. Bu sitelerin amacı kanuna aykırı yayın yapmak değil. İçerik ve yayın açısından korsan siteler gibi değil bu sosyal paylaşım ağları. Bunu göz önünde bulundurarak savcılığın bence erişim engelleme kararı vermemesi gerekirdi. Birilerinin hakları korunurken başkalarının haklarının ihlali söz konusu.
MySpace abonesi bir müzisyenin başvurabileceği yasal yollar yok mu bu erişim engeli kararına karşı?
Bu tip sitelerin erişime engellenmesi birden fazla hak sahibini doğal olarak karşı karşıya getirebilir. Nasıl biz kullanıcıların bilgi edinme hakkı elinden alınıyorsa, aynı şekilde bazı kullanıcıların ve mesela müzisyenlerin de bilgi verme ve paylaşma hakları ellerinden alınmış oluyor bu kararla. Kararı veren savcılıktan erişim engelleme kararının kaldırılmasını talep edebilir zarara uğrayan kullanıcılar.
‘İÇERİK BİZDEN SORULUR!’ MESAJI VERİLİYOR
Türkiye’de ‘devlet’in interneti hala anlayamadığı söylenir. Naif bir eleştiri değil mi bu?
Senelerdir bunu söylüyoruz ve bu deyişte mutlaka bir doğruluk payı var. Zaten anlasalardı erişim engellemenin bir çözüm olmadığını görürlerdi. Öte yandan uygulamacılar erişim engellemenin bir çözüm olmadığının da farkına vardılar bana kalırsa.
Bugün herkes YouTube'a ya da şimdi MySpace ve last.fm'e nasıl girileceğini biliyor. Fakat bu sitelere erişim engellenmesi ile kullanıcılara ve bu site sahiplerine gönderilen politik mesajlar var. Kullanıcılara açık açık “Burası Türkiye, burada içerik bizden sorulur, biz istemezsek siz bakamazsınız, okuyamazsınız” denilmeye çalışılıyor, yani sansür uygulanıyor. Yoksa bu sitelere erişim açık olsa biz kullanıcılar bu rahatsızlık duyulan içerikleri tespit etmekte çok zorlanırız.
Demek istediğim aslında ortada gözle görülür, planlı, bilinçli bir hak ihlali yok. Neden derseniz de bunun cevabı bu sosyal paylaşım ağlarının asıl amacının kanunsuz iş yapmamak olduğundandır. Bu siteler bütün dünyada bilinen ve kullanılan legal siteler.
İLGİLİ HABER |
Erişim engelleme ile rahatsızlık duyulan içerikler ya da hak ihlali olduğu iddia edilen içerikler yayından kalkmış olmuyor. Aksine ihlaller devam ediyor. Sadece Türk halkının bu nedenlerden dolayı bu sitelere erişim hakkı elinden alınmış oluyor. Erişim engelleme ölçüsüz, orantısız, duyarsız ve düşünce özgürlüğüne aykırı bir uygulamadan ibaret.
Bu sitelere ve sahiplerine gelince, erişim engellemelerinin arkasında mutlaka hem vergi ödenmesi, hem de 'telif hakkı' ödenmesi vardır. last.fm ve MySpace streaming yapıyor, yani radyo gibi çalışıyorlar. Nasıl radyoların çaldıkları müzikler için telif hakkı ödenmesi söz konusu ise burada da aynı şey söz konusu. O bakımdan vergiyi devlet, telif hakkını da eser sahipleri ve MÜ-YAP isteyebilir, ve mutlaka istiyorlardır. Bu söylediklerim YouTube için de geçerli. O bakımdan verilen erişim engelleme kararlarının politik bir tarafı da yok değil.
Türkiye’de internetin ‘sivilleşme’ şansı nedir?
Türkiye'de, diğer batı ülkelerinin tersine, 5651 numaralı kanun ile ciddi bir kontrol mekanizmasının temelleri atılmış oldu. Aslında sivilleşme için sil baştan başlamak lazım. 5651 Sayılı Kanun’un kaldırılmasının en doğru çözüm olduğunu düşünüyorum. Artık sansürcü zihniyetten uzaklaşmanın zamanı geldi. Kerem Altıparmak ile beraber geçen sene hazırladığımız “İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye'de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme” kitabimızda da önerdiğimiz gibi internetin düzenlenmesi uluslararası insan hakları hukuku ilkelerine, özellikle ifade özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliğine saygılı olmalı. Sınırlandırmalar kanunla belirlenmeli, orantılı ve demokrasinin gereklerine uygun olmalı. Saklanması, okunması veya görüntülenmesi suç sayılmayan içerik internet içerik düzenlemesine de konu edilmemeli.
Yasada değişiklikler planlanıyor. Bu dedikleriniz olabilir mi?
Bahsi geçen yasa çalışmasını görmeden yorum yapmak zor. Fakat mevcut kanunu gözden geçireceğiz dedikleri zaman korkum daha kötüsünü yapmaları. Korkum, kanunu daraltmak yerine daha da genişletmeleri. Çünkü Pandora'nın kutusu açıldı bir kere. Bundan sonra erişim engellemeleri azalmaktan ziyade artış gösterecek gibi görünüyor.
En yüksek puan alan haberler










İNTERNET : DİĞER HABERLER |
| Ekle İnternet haber okuyucunuza başlıklar: |
Günün Manşetleri |
Editörün Seçtikleri |
reklam

