Bacada 3 gün 3 gecelik eylem
![]() |
- Bu tür eylemlerde en çok hangi konuda sıkıntı yaşıyorsunuz?
Özay: Kızılay’da Emek İşhanı’nda Başbakanlığa karşı pankart açacaktık. Yukarı çıktık. Biz kendi işlerimizi yaparken güvenlik görevlileri agresifleşmeye başladı. Arkadaşlarımıza saldırdılar. Bir arkadaşımızı ben şöyle gördüm, altı tane işçi arkadaşımı tekmeliyordu. Buna rağmen hiçbir arkadaşımız elini kaldırmadı. Çünkü biz “şiddetsiz eylem” diyoruz, “pasif direniş” diyoruz. Bizin buna ne kadar inandığımızı, bu doğruların ne kadar arkasında durabildiğimizin de bir kanıtıydı. Hiçbirimiz bize şiddet gösteren işçilere karşı şiddet göstermedik. “Dur” dedik, “yapma” dedik o kadar. Hatta bir arkadaşımızla bir işçi arasında şunlar yaşanıyor. Adam eline demir alıyor, arkadaşımız ona bakıp “bunla da mı vuracaksın” diyor. Adam onun üzerine ne yaptığını farkediyor, ne yapacağını şaşırıp vurmuyor.
Ben orda ağır bir şiddet görmedim, birkaç yumrukla atlattım ama tanık olduğum şiddetde bir travmaydı. Zor da olsa biz burda böyle varoluyoruz. “Şiddetsiz eylem” yapıyoruz.
- Peki İtalya’da güvenlik güçleri ile bir sorun yaşadınız mı?
Mevlüt:Polis üzerine düşeni yaptı. Bize müdahale etmediler. Eylemin sonuna kadar beklediler. Üç gün boyunca bacayı boyadık. Karbon öldürür yazdık, bacaya... G 8’de en önemli konu “iklim değişikliği” olması gerekirken bir sonuç alınamadı. Kopenhag öncesinde herkesin bu konuyu düşünmesi gerekiyor. Hatta hepimizin sokaklara dökülmesi gerek. Büyük bir buz kütlesi daha kopuyor. Hükümetler bu önemli konuyu geçiştiriyorlar.
İtalya’da örneğin, bir bacadan çıkarken termik santralın işçileri ve güvenlik görevlileri bize merakla bakıyorlardı. Üç gün boyunca bizi aşağıdan izlemişlerdi. Biz de yukardan onlara baktık. Türkiye’deki tepkiyle karşılaşıp karşılaşmayacağımızı merak ediyorduk. Halbuki biz bacadan çıkarken kapıdaki güvenlik görevlileri el sallayıp “bravo” dedi. Bu farkı görmek enterasan oldu. Hatta ikinci gün helikopterle üzerimizden geçerken “iyi misiniz?” diye sordular...
Tolga: Akşamları projektörle ışık yakıp, “yaşıyor musunuz, sorun var mı?” diye soruyorlardı. Biz de kafa lambalarımızla cevap veriyorduk.
Mevlüt: “Başka gezegen yok, evimiz bu gezegen yok”. O yüzden biz bir şeyden korkmuyoruz. Sorun çok ciddi. Son 10 ,20 yıldan bahsediyoruz. İnandığımız ve etkili olduğunu düşündüğümüz yol bu.
Özay:Biz Türkiye’nin kendi enerji politikalarına nasıl baktığı ile de ilgileniyoruz. Türkiye’nin 47 tane termik santral planı var. 2020 yılında Avrupa’nın en çok karbon üreten ülkesi olacak. Biz şunu söylüyoruz “Kopenhag’da Türkiye’nin Başbakanlık düzeyinde olması gerek. Orada çok ciddi kararların alınacağını biliyoruz. Türkiye’nin de o kararların içinde olmasını ve sorumluluk almasını istiyoruz.”. Herkes iklim değişikliğinin farkında. Artık iklim değişikliğinin sonuçlarını yaşıyoruz. Hepimiz aynı dünyanın içindeyiz ve bununla yüzleşicez. Kopenhag o anlamda çok önemli.
Mevlüt: Küresel ısınma hiç kimseyi teğet geçmiyor. Direkt üzerimize geliyor. Her birimizin duyarlı olması, sesini çıkarması, duyarlı olması gerekiyor. Bu gezegeni hepimiz paylaşıyoruz, yaşamaya çalışıyoruz tüm canlılarıyla, tüm renkleriyle, o yüzden sahip çıkmamız gerekiyor. Vatandaşıyla, Başbakanıyla... Tüm bu sorumluluğu paylaşmamız gerekiyor...
Özay:Hepimizin kendi tüketim alışkanlıklarına, yaşam alışkınlıklarına bakması gerekiyor. Yerel yönetimler ve hükümetler üzerinde baskı kurabilecek örgütlenmeler olmalı. Ben toplu taşıma kullanırım, elektrikli aletleri stand by’da bırakmam, demek yeterli değil. Bunlar zaten yapmamız gereken şeyler. Ben insanların birlikte ses çıkarması gerektiğine inanıyorum.
Tolga:Bu dünya hepimizin dünyası, sahip çıkmamız lazım. Tüketirken, gelecek kuşakları düşünmek gerek. Bunun için, insanların daha çok sahip çıkıp, daha büyük adımlar atması gerekiyor.
Özay:Biz Türkiye’de eylem yaptıktan sonra hakim karşısına geçtiğimiz zaman Anayasa’nın 56. maddesi var... “ Her vatandaşın çevreyi koruma yükümlülüğü vardır” diyor... Biz de yaptığımız eylemlerin meşru olduğunu düşünüyoruz. Diyoruz ki 56. madde bize zaten bu yükümlülüğü veriyor. Burda kirleticiler var ve haklı olduğumuzu düşünüyoruz diyoruz. Geçen sene İngiltere’de Greenpeace bir eylem yaptı. Bir bacaya tırmanıcılar çıkıp mesajlarını yazdılar ve sonrasında hakim karşısına çıktılar. Yargılama sürecinin sonucunda hakimin kararı “bu şirketin kaybı, dünyanın kaybından daha önemli değildir” diyerek aktivistler temize çıkıyor. Sonuç olarak bu çok önemli bir örnek. Dünya çok hızlı bir şekilde yokoluyor, kirleniyor. Bunun karşısında bir şeyler yapmak istiyoruz.
En yüksek puan alan haberler










DÜNYAYI KURTARANLAR : DİĞER HABERLER |
| Ekle Dünyayı Kurtaranlar haber okuyucunuza başlıklar: |
Günün Manşetleri |
Editörün Seçtikleri |
reklam



