Taramayı geç
Güncelleme: 10:39 TSİ 30 Haziran. 2009 Salı
Sponsor: 
Paylaş

İstanbul'u kim kurtaracak?


< Önceki | 1 | 2

PIETRO'NUN KENARINA GÖKDELEN DİKİLİR Mİ!

Süleymaniye-St. Pietro

Yönetici ve erk sahiplerinin sorumluluğu yok mu?
Onlar da zayıflar; bazı şeyleri engelleyemiyorlar. Süleymaniye’nin dibine 6-7 kat kaçak bina çıkmışlar. Biriket, yığma veya aşağılık beton binalar. Dünyada böyle bir şey olabilir mi? Sinan eseri bu; Süleymaniye... St. Pietro Katedrali'nin kenarına gökdelen dikebiliyor musun veya Notre Dame’ın kenarına? O eserler, bunun yanında nedir ki: Hiç!

Haberin devamı ↓
reklam

İstanbul nasıl kurtulur?
Bilmiyorum nasıl kurtulacağını. Hemşehri ve vatandaş lazım her şeyden evvel. Olacak iş değil. Böyle insanlarla bir yere gidemezsin. Kitle onlar; hemşehri falan değil. Kötü, küstah ve cahiller. Cav cav konuşup, o partiye de giriyorlar, bu partiye de; hiç mühim değil. Her şeyi yapıyorlar. Bunun sağı solu da yok. Biri de çıkıp bizim Saray’ın bahçesinden Darphane’yi alıyor. Darphane verilir mi ona buna? Hanginiz yazdınız? 3-4 senedir müze yönetiyorum. 4 senedir 'Darphane!' diye bağırıyorum. Benden önce de Nazan Ölçer bağırmış. Adamlar oturuyor orada daha hâlâ!

Herkes kendine göre götürüyor malı, eline fırsat geçtikçe. Ne diye Yıldız Sarayı’nın içine bir sürü acayip kuruluşlar yerleşsinler? Kaç tane acayip vakıf, duvara badana bile yapmadan oturuyorlar.

EYİCE: O İSTANBUL YOK ARTIK
İstanbul’un bir defa rahat dolaşılır, asayişi normal ve her hususta derli-toplu bir şehir olması lazım. Bu sağlanamıyor. Büyük iş bunlar. Çeşit çeşit şeyler yapıyorlar. Fakat bunlar koordine edilmiyor. Başlanan işler yarım kalıyor. Bundan 3-4 sene evvel Süleymaniye’de bir mahallenin olduğu gibi yaşatılması için bir proje vardı. Bunun için komisyonlar kuruldu. Epey çalışmalar yapıldı.  Belediye başkanı değişince, işler de bitti. Çok geç kalındı. Sürenin bir kısmı boşuna harcandı. Bu iş ciddi bir komisyon kurularak daha başından ele alınabilirdi. Bu karar alındığı andan itibaren; acele neler yapılmalıdır, zamanla neler yapılmalıdır; bunlar programlanmalıydı.

İstanbul’un kozmopolit bir tarafı vardır ama bu karakterini zaman içinde kaybetti. Bugün Fener’e giderseniz oralarda Rum halkı göremiyorsunuz. O evlerin bir kısmı boşalmış. Oda oda kiraya verilmiş, Karadeniz’den, Doğu Anadolu’dan gelmişler. Şehrin karakteri bozulmuş.

BU HALKI DÜZELTMEDEN ŞEHİR DÜZELMEZ
Süleymaniye bir devirde İstanbul’un kültür merkeziydi. Şairler, ulema, kültür bakımından kalburüstü olanlar Süleymaniye, Vefa etrafında oturuyorlar. Bugün Süleymaniye’de kimler oturuyor? Halkı düzeltmeden şehir düzelmez. Halkı düzeltmek şart.

Kimlere danışılıyor, kimler fikir veriyor bilmiyorum. Pierre Loti Kahvesi’ne havadan hat açılmasına karşıyım. Çünkü oranın enteresanlığı, aşağıdan Eyüp’ten yukarıya çıkan bir yoldur. Pierre Loti yokuşunu göze alamayıp arabayla gitmek isteyenler zaten arkadan otomobil yoluyla kahvenin yanına kadar gidebilirler. Oraya bir de hat çekmenin bence bir manası yok. Ama yapıyorlar bunu.

Ben Boğaz'ın altından tüp geçit yapılmasına da karşıydım. Ama nedense kıyamet sayıda kişi bana karşı çıktı.

Pierre Loti

İSTANBUL'UN ÇAYIRLARI VARDI
Şöyle bir durumu hesaba katın: Ben lise talebesi iken, yani 1940-45’lerde İstanbul’un 700-750 bin nüfusu vardı. Şimdi 15 milyondan bahsediliyor. Sayısı da tam kesin belli değil. İstanbul’un çayırları vardı; Kağıthane, Göksu Çayırı vardı. Kadıköy’de Fenarbahçe, Kuşdili Çayırı, Haydarpaşa’da İbrahimağa Çayırı vardı. Bunların hepsi bitti. Haydarpaşa Çayırı'na koskoca market yapıldı. İstanbul’un çayırları meşhurdu; şimdi hiçbiri kalmadı. Hâlâ İstanbul’un güzelliğinden bahsediliyor. Güzel nedir? Geriye ne kalıyor? Anlayamıyorum...

İstanbul’un enteresan karakteri kayboldu. Benim gezip tanıdığm, dolaştığım İstanbul, 1933-35’lerin İstanbul’u, yok artık. Ondan sonra efendim; 'İstanbul ne güzel şehir' deniyor. 'İstanbul güzel' demekle iş bitmiyor. Boğaziçi bir zamanlar çok güzelmiş. Boğaziçi'ni Boğaziçi yapan da Türk medeniyeti, Osmanlı medeniyetidir. Ne kaldı bunlardan; kaç yalı kaldı?

Eskiden hiç değilse Anıtlar Kurulu’na üye olanların belli bir akademik ünvanları vardı. Duyuyorum, sadece İstanbul’da sekiz tane kurul varmış. Eskiden Edirne’den Kars’a kadar tek bir kurul bakardı. Bugün yalnız İstanbul’da sekiz kurul var. Bunların üyelerini de şuradan buradan topluyorlar. Şehri tanıyan insanlar ne dereceye kadar var? Karakuşi kararlarla şehrin pek çok özelliği gitti.



< Önceki | 1 | 2
Bu habere puan verin
En yüksek puan alan haberler
Düşük
0.5 puan ver1 puan ver1.5 puan ver2 puan ver2.5 puan ver3 puan ver3.5 puan ver4 puan ver4.5 puan ver5 puan ver
Yüksek

0 kullanıcıdan 0 puan.
Facebook'ta Paylaşılanlar
0 Yorum yapmak için .
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?
Gönder
0/1000

reklam