'Devletin zirvesine de cinsiyet eğitimi verilsin'
AİHM'nin Türkiye'yi mahkum eden kararının ardından kadın örgütleri, seferberlik çağrısında bulundu: "Cumhurbaşkanı ve Başbakan da dahil olmak üst düzeyde toplumsal cinsiyet eğitimi verilmeli..."
![]() |
İSTANBUL - Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Kavaf, NTV'ye yaptığı açıklamada "Şiddeti uygulayan erkekler; bu yüzden öncelikle erkeklere eğitim gerekli" demişti. TBMM Kadın-Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldal Akşit ise, ''Bir tek talihsiz olaya göre değerlendirip ceza öngörmek Türkiye'ye haksızlık, karar düzeltilmeli'' sözleriyle kadın hakları savunucularının tepkisini çekti.
47 ülke için emsal teşkil edecek AİHM kararını değerlendirmek için bugün bir basın toplantısı düzenleyen Türk Ceza Kanunu Kadın Platformu üyeleri, sorunun çözümü için "Eğitim değil, yaptırım gerekiyor" dedi.
Kadına karşı şiddette büyük artışlar olduğuna dikkat çekilen toplantıda, gittikçe artan muhafazakarlaşma nedeniyle cinsiyet eşitliğinin sağlanmasının yalnızca kadın örgütlerine bırakılacak bir iş olmadığı vurgulandı. Cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda seferberlik başlatılması gerektiği belirtilerek, tüm sivil toplum kuruluşları, işçi-işveren sendikalarını, basın kuruluşlarına destek çağrısı yapıldı.
TCK Kadın Platformu üyelerinin AİHM'nin Nahide Opuz (Akgün) ile ilgili karar değerlendirmesi şöyle:
HÜLYA GÜLBAHAR: İLK AMA SON OLMAYACAK
25 yıldır anlattığımız şeyleri AİHM kararında gördük. AİHM’nin kararı ilk karar ama son karar olmayacak. Avrupa Konseyi, üye ülkeleri bağlayacak bir sözleşme hazırlığı içinde. Avrupa Konseyi'nin kadın-erkek eşitliğine yönelik hazırladığı taslak tamamlandığında Türkiye de dahil üye ülkeleri bağlayıcı nitelik taşıyacak. Avrupa Konseyi üyeliğinden çıkmadığımız sürece AİHM kararına uymak zorundayız. Adalet Bakanlığı’nın AİHM’in kararından sonra konuyu araştırması için bir müfettiş ataması ironik. AİHM’nin kararını Türkiye’de yeniden tartışmak hakkını buluyorlar.
Cumhurbaşkanı ve Başbakan dahil üst düzeyde toplumsal cinsiyet eğitimi verilmeli. AİHM'in kararı doğrultusunda bütün bakanlıkların bütçelerini önlerine koyup bu alanda neler yapabilirim diye, cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda seferberlik başlatmaları gerekir.
Karar iktidara-muhalefete, herkese görev yüklüyor. Çok ciddi reformlar yapıldı ama sonuç şu ki, bu reformları hiç kimse uygulamak istemiyor. Adalet Bakanlığı’nın yaptığı eğitimlerde kadın STK’lar özellikle çağrılmıyor. Eşit düzeyde kadın temsili olmadan reformlar gerçekleşemez. Çözüm için yaptırım şart.
Kadına karşı şiddet, küresel boyutta da Türkiye’de de önemli ölçüde artıyor. Türkiye'de kadınlara ilişkin istatistik bulunmuyor. Çünkü istatistik yapmak önlem almayı gerektiriyor. Sorumlular kafasını kuma gömüyor ama biz her gün bu olaylarla karşı karşıyayız. AİHM, dünya için çok önemli bir karar verdiği halde acilen Meclis araştırma komisyonu kurulması gerekirken, konu “münferit” denilerek geçiştiriliyor.
İLGİLİ HABER |
PINAR İLKKARACAN: İTİRAZI HEVESLE BEKLİYORUZ
Kavaf’ın açıklamalarına kadın örgütleri olarak üzüldük. Bir eğitim lafıdır gidiyor. Yaptırım olursa zihniyet değişecek. Ondan beklerdik ki, Nahide Akgün'ü ve avukatını arasın, onun için neler yapabileceğini sorsun. Neredeyse Akgün'ü suçlar şekilde konuşuyor. Nahide’nin şikayetini geri çektiğini söylüyor. Oysa o tehdit altında olduğu için şikayetini geri çekmek zorunda kaldı.
AİHM’in kararına itiraz edeceklerini söylüyorlar. Hevesle bekliyoruz. İtiraz kabul edilirse bu vaka AİHM’de büyük daireye gidecek. O zaman daha kapsamlı bir karar çıkacak.
Kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasında büyük bir direnç var. Kadın örgütleri olarak çok çalıştık. Reformlardaki deneyimimiz basının desteği ve kamuoyunun desteğiyle oldu. Kadın örgütleri Türkiye’de çok yalnız. Gittikçe artan muhafazakarlaşma nedeniyle cinsiyet eşitliğinin sağlanması yalnızca kadın örgütlerine bırakılacak bir iş değil. Tüm insan hakları kuruluşlarını, sivil toplum kuruluşlarını, işçi-işveren sendikalarını ve basını kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasında destek olmaya çağırıyoruz.
CANAN ARIN: AYIPTIR SÖYLEMESİ, KADINLAR DA VATANDAŞTIR
Bu olay, “bir tek” ,“münferit” denilerek geçiştirilecek bir olay değildir. Ayıptır söylemesi, kadınlar da vatandaştır. Kadın hakları ihlali sistematik olarak mevcuttur, münferit değildir. Erkek polislerin çoğu eşlerini zaten dövdükleri için aile içi şiddeti umursamamaktadır. Hakimler de 1 ay sonraya duruşma günü verip kanıt toplamaya kalkışıncaya kadar iş işten geçmektedir.
İçişleri Bakanlığı’nın karakollar için eğitimden ne anladığını kendi yaşadığım bir örnekle anlatayım. Karakolda aile içi şiddetle ilgili eğitim vermem için bir gün önce haber verdiler, yine de kalktım gittim. Şimdi çok işimiz var, eğitim verdiğinize dair bir imza atıp gidebilirsiniz dediler, kabul etmedim. O zaman hemen etrafta konuyla ilgili ilgisiz, trafiğe bakan polis memurlarını topladılar. Adı eğitim oldu. Bunlar göstermelik eğitimler.
Bir şey olduğunda hemen, “Kadın örgütleri nerede?” diye soruluyor. Kadın örgütleri burada. Peki, bireysel olarak sen kendi sorunların için ne yapıyorsun?
En yüksek puan alan haberler










TÜRKİYE : DİĞER HABERLER |
| Ekle Türkiye haber okuyucunuza başlıklar: |
Günün Manşetleri |
Editörün Seçtikleri |

