Taramayı geç
Güncelleme: 14:23 TSİ 11 Mayıs. 2009 Pazartesi
Sponsor: 
Paylaş

Spor yaralanmalarında ilk yardımın önemi

Tatillerde sportif aktiviteler esnasında meydana gelen yaralanma ve kazalarda temel sağlık bilgileri ve ilk yardım uyulamaları hayat kurtarıcı olabiliyor.

ntvmsnbc
Güncelleme: 14:23 TSİ 11 Mayıs. 2009 Pazartesi

İSTANBUL - Tatillerde sportif aktivitelerden keyif alınabilmesi için temel sağlık önlemlerinin önemine değinen bilgi veren Amerikan Hastanesi Acil Servis Bölüm Şefi Yardımcısı Aile Hekimi Dr. Rahşan Bayar, olası kaza ve yaralanmalar karşısında yapılabilecekler konusunda bilgi verdi:

BOĞULMADA AT, UZAT, ULAŞ KURALI
Eğer birisi, suda boğulmak üzere ise cankurtaran eğitimi almayan kişiler tarafından kurtarma girişiminde bulunulmamalıdır. Bu gibi durumlarda ‘at, uzat, ulaş’ kuralı uygulanmalıdır. Bu kurala göre; kişiye ip, can yeleği, can simidi… vb. atılmalı ya da kişinin tutunması için dal, kürek vb. uzatmalı ve eğer kişi uzakta ise ona sandal ya da motor ile ulaşılmalıdır.

Başka hiçbir seçenek yoksa ve kurtarma girişimini yapacak kişi iyi derecede yüzme biliyorsa, mümkünse can yeleği giyerek; kişiye doğru yüzmelidir. Kurtarılacak kişinin daima arkasından yaklaşılmalı ve kişinin koltuk altlarından tutulmalıdır. Böylece boğulmak üzere olan kişinin kurtarıcıya sarılıp, suya doğru çekmesi engellenebilmektedir. Boğulmak üzereyken kurtarılan kişiler, kurtarıldıktan sonra sağlıklı görünseler bile, mutlaka hastaneye götürülmelidir.

Haberin devamı ↓
reklam

JET-SKİ VE SÜRAT MOTORU YARALANMALARI
Tüm spor kazalarında olduğu gibi yazın jet–ski / sürat motoru kullanılırken, kurallara uyulmadığı takdirde (çok hız yapmak, akrobasi yapmak, yüzme alanına girmek, diğer jet–ski / sürat motorları ile yarışmak) ölümcül kazalara sebebiyet verilebilir.

Yüksek hızlarda yapılan anî manevralar, sürücü ve yolcunun suya düşmesine; jet-ski’nin pervanesinin kendisi veya fışkırttığı basınçlı su da vücudun çeşitli yerlerinde yaralanmalara neden olabilmektedir. Özellikle jet-ski’den geriye doğru, sırt üstü düşen kişilerde, ciddi genital bölge yaralanmaları ortaya çıkabilmektedir.  Eğer suya düşen kişi yüzme bilmiyorsa kaza, boğulma ile de sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle su sporları yapılırken; mutlaka can yeleği giyilmelidir. Sudaki kişi, su yutma, halsizlik, akıntı ile baş edememe, yaralanma, kramp, yosunlara takılma ve oryantasyon kaybı gibi nedenler ile paniğe kapılıp, kontrolü kaybedebilir…

Çok az miktarda bile olsa su yutulması, solunum yollarını etkileyip, üst solunum yollarının kasılmasına (laringospazm) neden olabilir. Yutulan suyun akciğerlere girmesini önlemek için vücudun geliştirdiği bir savunma mekanizması olan laringospazm; hava giriş-çıkışını engellediği için ortaya çıkan yetersiz solunum, oksijen yetersizliğine sebep olur. Bu durum da bitkinlik ile yüzme gücünün azalmasına yol açar. Solunum yetersizliğinin devam etmesi ile bilinç kaybı oluşur; bu durumda larinks kasları gevşeyeceği için akciğerlere su dolarak; hem solunum, hem de kalp durma noktasına gelebilir.

JET-SKİ/ SÜRAT MOTORU ÇARPMASI
Jet–ski veya sürat motoru çarpmaları, kafa veya genel vücut yaralanmaları ile sonuçlanabilmektedir. Kazazedeye yardım edilirken; özellikle boyun bölgesi, korunarak sudan çıkarmalı ve kazazede sert bir taşıma tahtası üzerine yatırılmalıdır. Eğer kol veya bacaklarında kırık–çıkıktan şüpheleniliyorsa, hemen tahta, sert karton vb. bir destek ile kol veya bacak sabitlenmelidir. Kazazedenin vücudunda kanayan bir yer varsa, üzerine temiz bir bez veya havlu konularak bastırılmalıdır.  Hasta hızla, en yakın sağlık merkezine götürülmelidir.

DERİNLİK SARHOŞLUĞU (AZOT NARKOZU)
Sportif dalışlarda, 30 metreye yaklaşan derinliklerde solunan basınçlı havanın, azot narkozu etkisi (basınç altında azotun anestezik etkisi) hissedilmekte; derinlik arttıkça, narkoz etkisi daha belirgin hale gelmektedir. Bu tür durumlarda dalgıçlar, sarhoşların gösterdiği davranışlara benzer davranışlar göstermektedir.

Böyle bir durumda dalgıçların, hareketleri ile düşüncelerinde koordinasyonsuzluk oluşmakta; ayrıca dalgıçlar, endişe ve sıkıntı hissedebilmektedir. Azot narkozu bireyleri farklı şekilde etkilemekle beraber; azot narkozundan etkilenme derecesi de günden güne, dalıştan dalışa değişebilmektedir. Azot narkozu, sığ sulara gelindiğinde, herhangi bir yan etki bırakmadan ortadan kalkmaktadır. Dalış esnasında sarhoşluk hissedilmeye başlandığında, sığ sulara yükselip, narkozdan çıkmaya çalışılmalıdır. Azot narkozunu önlemek için derin dalışlardan kaçınmak yeterlidir.

VURGUN (DEKOMPRESYON HASTALIĞI)
Günlük yaşamda soluduğumuz hava içindeki azot gazı, vücut metabolizmasında kullanılmamaktadır. Dalış sırasında derinlik ile beraber, artan basınç nedeni ile yüzeyde solunan azot miktarından çok daha fazlası, vücut dokularına girmektedir. Dalışlarda artan basınç nedeni ile vücut dokularında ‘erimiş’ halde bulunan azot gazı, hızlı çıkışlarda, basıncın hızla azalması sonucu gaz haline geçmekte; kabarcıklar halindeki bu azot gazı ise doku ya da kan damarlarında tıkanmalara neden olmaktadır. Önlem alınamadığı takdirde, tıkanma kan akışını engelleyerek, doku kaybına neden olabilmektedir.

Tehlike, kabarcıkların vücut üzerinde oluştuğu yere göre değişmekte; kol ve bacakta hayatî tehlike olmamakla beraber;  beyin, kalp ve akciğer damarlarındaki kabarcık oluşumu, çok tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir.

Derin ve uzun süreli dalışlar ile hızlı çıkışlarda hastalık riski artmaktadır. Dekompresyon yüzeye çıkarken oluştuğu için etkisi, yüzeye çıkıldıktan hemen sonra ya da 1 saat içerisinde gerçekleşmektedir. Dalış esnasında, belirli derinliklerde, belirli süreler boyunca kalmak, aynı şekilde yüzeye çıkarken de belirli aralıklarda (3-6-9 metre gibi) beklemek gerekmektedir. Bu kurallara uyulmadığı takdirde, vurgun yeme olasılığı artmaktadır.

Aşırı derecede yorgunluk ve bitkinlik, deri kaşınması, kol ve bacaklarda eklem ya da kas ağrısı, baş dönmesi, yerel uyuşmalar, seyirme, hissizlik, sık nefes alma, kızarmış cilt, kol ya da bacağı ovuşturma, sendeleme, öksürük nöbetleri, bilinç kaybı ve bayılma gibi belirtilerin tümü birden çıkabildiği gibi bir kısmı da görülebilmektedir.

TEK TEDAVİ BASINÇ ODASI
Hastalığın tek tedavisi basınç odaları olup; bu odalarda vücut içerisindeki kabarcıklar, tekrar sıvılaştırılarak, dokulardan yavaş yavaş uzaklaştırılmaktadır. Hastalık tedavisi, hiçbir zaman tekrar suya dalma yöntemi ile tedavisi edilmemektedir. Dekompresyon hastalığından şüphelenilen dalgıca, -azotun vücuttan daha kolay atılmasını sağladığı için- hemen saf oksijen verilmelidir.

Hasta en kısa süre içerisinde, basınç odası olan bir acil servise götürülmeli ve hastanın hayatî fonksiyonları gözlenmelidir. Dekompresyon hastalığına karşı alınacak en iyi önlem; dalışlarda, dip zamanı kurallarına uymak ve çıkış hızına dikkat etmektir.

VURGUN RİSKİNİ ARTIRAN FAKTÖRLER
Dalış zamanının uzun olması, dalış derinliğinin fazla olması, yorgunluk, susuzluk, dalış öncesinde, dalışta ve dalış sonrasında aşırı hareket, soğuk, ileri yaş, alkol, aşırı şişmanlık, dalış sonrası irtifada artış (Uçağa binmek, araba ile dağlık bölgeden geçmek gibi)

KAS KRAMPLARI
Kasların anî ve ağrılı bir şekilde gerilmesi ile oluşan kramplar; sıklıkla, baldır kaslarında meydana gelmektedir. Egzersiz veya uyku sırasında oluşabilen kramplara, sıkı çorap lastikleri ile dar ayakkabılar da neden olmaktadır. Yaz aylarında spor yapan kişilerde, aşırı terleme sonucu fazla tuz kaybı nedeni ile kas krampları görülebilmektedir. Bu sebeple; sıcak havada spor yapanlar, sıvı ve tuz alımına dikkat etmelidir. Kramplar; yaşlılar, hamileler ile şeker ve damar hastalarında daha sık görülmektedir.

Kanda kalsiyum miktarının azalması sonucunda ‘tetani’ denilen kramplar oluşmaktadır. Vücutta krampın girdiği yere, gevşetici masajlar yapılmalıdır. Masajlar sayesinde birkaç dakika içerisinde kaslar normal hale dönecektir. Krampların uzun sürmesi halinde, bölgenin üzeri nemli-sıcak bir havlu ile örtülmelidir. Bir diğer tedavi şekli de kramp giren bacağın ayakucundan tutulup, yukarı doğru bükülerek; baldır kasına hafif masaj–baskı uygulanmasıdır. Yüzme esnasında kramp oluşmuş ise sırt üstü yatılarak, dinlenmek yeterli olacaktır.

KIRIKLAR
Travmatik veya non-travmatik nedenler ile kemik bütünlüğünün bozulmasına ‘kırık’ denilmektedir. Kırıklar, açık ve kapalı kırık olarak ikiye ayrılmaktadır. Ağrı, çıtırtı sesi gelmesi, şekil bozukluğu, fonksiyon kaybı, damar–sinir yaralanması, kan toplanması, morarma.

Sağlık kurumu dışındaki kişiler tarafından hastaların taşınması durumunda; o anda bulunabilecek tahta, kalın karton vb. ile uzuv (kol-bacak) sabit hale getirilmeli, şişliği azaltacağı için buz uygulaması yapılmalıdır. Soğuk yanığı oluşmaması için buz cilde doğrudan uygulanmamalıdır. Eğer mümkünse yaralı bölge, kalp seviyesinin yukarısına kaldırılmalıdır. Kesin tedavi için hasta en yakın ortopedi-travmatoloji kliniğine götürülmelidir.

Kırıklar için en az 2 yönlü grafi çekilmelidir. Çocuklardaki büyüme plakları, kırık ile karıştırılabileceği için filmler simetrik çekilmeli, kırık olduğu düşünülen kemiğin altındaki ve üstündeki eklemler de görülmelidir.

ÇIKIKLAR
Bir eklemi oluşturan kemiklerin birbiri üzerinde yer değiştirerek, normal eklem ilişkisinin değişmesine ‘çıkık’ denilmektedir. Çıkıklar eklem kapsülü ile eklemi çevreleyen bağların yırtılabildiği gibi çıkıklarda; ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı gözlemlenebilmektedir.

Çıkık olan eklem, yerine konmaya çalışılmamalıdır.Kırıkta olduğu gibi çıkık için de çıkığın bulunduğu eklem, tespit edilmelidir.Çıkığın üzerine yarım saat boyunca havluya sarılı buz torbası konulabilir. Eğer mümkünse, çıkık bölgesi kalp seviyesinin üzerinde tutulmalıdır.Vakit kaybedilmeden bir ortopedi-travmatoloji kliniğine gidilmelidir.Çıkıkların, bir ortopedi uzmanı tarafından, acilen yerine konması gerekmektedir.

EL YARALANMALARI
Günlük yaşamda çok fazla karşılaşılan el yaralanmaları konusunda; basit bir cilt kesisinde bile bazen kas kirişi yaralanmaları meydana gelebilmektedir.

Kanama, baskı ile durdurulmalıdır.Yüzük, saat gibi sıkıştırıcı eşyalar hastanın üzerinden çıkartılmalıdır. Yara, temiz bir bez ile sarılmalıdır. El, kalp seviyesinin yukarısına kaldırılmalıdır. Kopmalarda; kopan parmak veya el temiz bir gazlı beze sarılıp, plastik torbaya konmalıdır. Bu torba da içinde soğuk su bulunan bir başka torbaya konularak, hasta ile birlikte, parmağın dikilebileceği bir sağlık merkezine gönderilmelidir.Tüm yaralanmalarda olduğu gibi tetanoz aşısı ile enfeksiyon kontrolü yapılmalıdır.Sinir, kas krişi ve damar tamirleri, el cerrahisi merkezlerinde yapılmalıdır.

Bu habere puan verin
En yüksek puan alan haberler
Düşük
0.5 puan ver1 puan ver1.5 puan ver2 puan ver2.5 puan ver3 puan ver3.5 puan ver4 puan ver4.5 puan ver5 puan ver
Yüksek

0 kullanıcıdan 0 puan.
Facebook'ta Paylaşılanlar
0 Yorum yapmak için .
olarak oturum açmışsınız. Çıkış?
Gönder
0/1000

reklam