Ebeveyn olmadan önce okunacak kitap
Gazeteci Ayşe Aydın, "Anneee! Anne Oluyorum!" kitabıyla, tüp bebek yöntemiyle anne olduğu süreçte yaşadığı deneyimleri, içten ve cesur bir dille okuyucuya aktarıyor.
![]() | "Benim gibi, anne olduktan sonra mesleğini değiştiren çok insan yoktur herhalde. O yüzden benim için çok büyük bir şans oldu ikizlerim. Hamile kalmasam büyük ihtimalle reklamı bırakmazdım..." |
İSTANBUL - "Anneee! Anne Oluyorum!" kitabının yazarı Ayşe Aydın'a bu kitabı yazdıran tek bir esin perisi değil, ikizleri Defne ve Ege olmuş. 36 hafta süren nefes nefese bir doğum serüvenini, özel tecrübeleri ve bilimsel bilgilerle harmanlayarak öyküleyen Aydın, özellikle tüp bebek yöntemiyle anne-baba olmaya aday insanlar için kılavuz niteliğinde bir kitap çıkartmış ortaya.
"Biz Türkan Şoray filmlerinden ilk gece hamile kalınır diye öğrenmiştik oysa... Annelerimizin genç kızlığımızda hafiye gibi üstümüze çökmesinin en önemli nedeni de bu değil miydi? Allah korusun, birileri bizden faydalanır, kazara hamile falan kalırız. Yok kardeşim, boşuna korkutmuşlar bizi. Bakın işte memleketin yarısı yatakta değil, klinikte çocuk sahibi olmaya çalışıyor..."
(Syf. 44)
“Bu kitabı yazdım çünkü… belki birilerine faydam dokunur ve birilerinin hayatını kolaylaştırabilirim” diye yazıyorsunuz. Kitabınız çok yeni ama yine de okurlardan nasıl tepkiler aldığınızı merak ediyorum.
Kitapla beraber www.ayseninikizleri.com adıyla bir internet sitesi kurdum. O sitede hem şimdiye kadar yazmış olduğum bütün yazılar, hem de bu kitapla ilgili okurların görüşlerini alabileceğim “Okurla Söyleşi” adı altında bir alan açtım. Kitapla ilgili oraya gelen mesajlar beni en çok mutlu eden şey oldu. Çevrem, arkadaşlarım okudu, herkes çok beğendi. “Şöyle bir bakayım diye elime aldım ama bırakamadım” diyenler oldu ama onlar benim uzaktan veya yakından tanıdığım insanlardı. Fakat siteye gelen görüşler benim için hepsinden daha kıymetli. Çünkü hiçbir bağlantımın olmadığı kişiler bunlar. İçlerinde anne olmayı hayal edenler de var, çocuk sahibi olanlar da var. Tüp bebek yöntemini denemiş olanlar da, denemeyi düşünenler de var. Veya şu anda ikizlere hamile olanlar gibi; okurların içinde böyle çok farklı gruplar var. Gelen mesajlar içinde; “Tüp bebek tedavisi uyguladım ve başarısız oldum. Keşke ilk denememden önce sizin kitabınızı okusaydım, bu yönteme çok daha bilinçli başvururdum. Yine de geç kalmış sayılmam, ikinci uygulamaya çok daha bilinçli şekilde gireceğim” diyenler de oldu. Okurların tepkisi genel olarak kitaptan çok yararlandıkları şeklinde.
Kapağa, “İkiz bekleyen bir annenin” diye yazdım ama sadece ikiz hamileliğinde değil, tek bebek hamileliğinde de anne ve baba adaylarının faydalanabileceği bir kitap. Siteye erkeklerden henüz pek görüş gelmedi. Kitap daha çok yeni. Kitabı okuyan erkeklerden, “İyi ki baba olmadan okuduk” diyenler de oldu. Hamilelekte eş desteğinin ne kadar önemli olduğunu hissettiklerini söylüyorlar.
Kitapta özel tecrübelerinizi bu şekilde kaleme almanızı cesurca bulanlar da olmalı…
Evet, onu çok söylüyorlar. Cesaret meselesiyle ilgili şöyle bir durum oldu: Ben belki, yıllar evvel, tedavi sürecinde yazmaya kalksaydım, bunları zaten yazamazdım. Bırakın yazmayı, kendi çevreme bile anlatmadan geçirdim bu süreci. Bu aslında utanmamdan değil, ailemi endişelendirmeme çabamdan kaynaklanıyordu. Anneler babalar, böyle bir süreçte ister istemez kaygılarını saklayamıyorlar. Ama nihayetinde 4,5-5 yıldır –Vatan gazetesindeki yazılara başlayalı 5 yıl oldu- bu konularla ilgli çok sayıda haber yaptığım için, benim için bu konuların, tüp bebek tedavisinin, hamile kalamamanın; herkesin cesur diye tanımladığı hikayenin; bana göre gripten-nezleden bir farkı kalmadı. Yıllar içerisinde bu noktaya geldi. Dolayısıyla ben cesur değil, normal şeyler yazdığımı düşünüyorum şu anda. Ama öyle adlandırılıyorsa da öyle olsun. Önemli olan şu: Bu kitabın samimi bir kitap olması. Çünkü hikaye böyle oldu. Bu hikayeyi bazı şeyleri söylemeyeyim, çok rahat olmayayım, özel hayatımızı da çok yansıtmayayım, şuraları evireyim çevireyim diye ele alsaydım, bu samimiyet kitaba kesinlikle yansımazdı, onu biliyorum. Her şeyi nedeniyle, niçiniyle, sonucuyla anlatmak istedim. Bizim hikayemiz bir insan hikayesi. Ve şunu da biliyorum: Bizim hikayemiz, şu anda Türkiye’de farklı farklı sebeplerden ötürü bir sürü insanın da hikayesi. Hastanelerdeki kalabalık son 5 yılda daha da artmış durumda. Dolayısıyla insanlar kendilerini bu hikayede buluyorlar.
“Nu tuhaf! Sözkonusu kendi vücudumuz olunca, uzay hakkında bile daha çok şey biliyoruz”
(syf. 106)
![]() |
En yüksek puan alan haberler










KÜLTÜR SANAT : DİĞER HABERLER |
| Ekle Kültür Sanat haber okuyucunuza başlıklar: |
Günün Manşetleri |
Editörün Seçtikleri |


