İSTANBUL - Adnan Oktar ile 17 sanığın yargılandığı davayı karara bağlayan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Oktarı çıkar amaçlı örgüt kurmak ve yönetmek suçundan lehine olan yeni TCKnın 220. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme heyeti, adı geçen örgütün organize bir şekilde mahkemeyi baskı altında tutmak ve yargılamayı engellemek için görsel ve yazılı basına ilanlar verdiğini belirterek, mahkeme başkanı Salih Öztürk ve üye hakim Nuran Yalınbaşa hakaret ve iftirada bulunduklarını bildirdi.
Mahkeme heyeti ayrıca, Oktarın fiilinden sonraki davranışları esas alınarak TCKnın 62. maddesinde öngörülen indirimin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.
DAVANIN GEÇMİŞİ İstanbul 1 Nolu DGMde, 7 Nisan 2000de görülmesine başlanan dava, mahkemenin 12 Eylül 2003te verdiği görevsizlik kararı üzerine İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine gelmişti.
Bu kararda, Adnan Oktarın da aralarında bulunduğu 34 sanığın, cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak ve tehditle menfaat temin etmek suçlarından 4 ile 11 yıl, diğer 2 sanığın da cürüm işlemek amacıyla oluşturulan teşekküle yardım etmek suçundan 1er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları istenmişti.
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sırasında mütalaasını veren Cumhuriyet Savcısı Orhan Erbay, dava İstanbul 1 Nolu DGMde sürdüğü esnada mahkeme heyetinin reddedilmesi üzerine heyetin davadan çekildiğini anlatmıştı.
Bunun üzerine davaya bakmaya başlayan İstanbul 2 Nolu DGMnin dosyayı görevsizlik kararı ile İstanbul 3 Nolu DGMye gönderdiğini, iki mahkeme arasında oluşan uyuşmazlığı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesinin de 3 Nolu Mahkemenin görevli olduğunu bildirdiğini belirten savcı Erbay, sanıklar hakkındaki çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve örgüte üye olmak suçlarını düzenleyen eski TCKnın 313. maddesinin DGM kapsamından çıkarılması üzerine dosyanın İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini hatırlatmıştı.
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, dava konusu olayların Adnan Oktarın Silivrideki villasında geçtiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vererek dosyayı Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini kaydeden savcı Erbay, Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesinin de olayların Beykozdaki villada geçtiğini belirterek dosyayı Üsküdar Ağır Ceza Mahkemesine gönderdiğini anlatmıştı.
Bu mahkemeler arasında oluşan görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla dosyayı tekrar inceleyen Yargıtayın, davaya bakmakla İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğunu bildirdiğini ifade eden savcı Erbay, sanık avukatlarının görevsizlik kararında geçen bazı cümlelerden dolayı İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi Heyetinin reddini istediklerini, heyetin de davadan çekildiğini kaydetmişti.
Dava dosyasının bu defa İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine gittiğini, bu mahkemenin bankacılık suçları konusunda, 1. Ağır Ceza Mahkemesinin ise kaçakçılık suçları konusunda ihtisas mahkemesi olması nedeniyle dosyanın İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiğini anlatan savcı Erbay, mahkemenin davaya ilişkin ilk incelemesini 23 Haziran 2004te yaptığını hatırlatmıştı.
MAHKEMENİN ÖNCEKİ KARARI İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda 24 Ekim 2005 tarihinde, Adnan Oktar ile 34 sanık hakkındaki dava dosyasının zaman aşımı dolduğundan düşmesine karar vermişti.
Kararı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 17 Mayıs 2007de Adnan Oktar ile 17 sanık hakkındaki yerel mahkemenin kararını bozmuştu.
Yüksek mahkeme, bozma kararında, bu kişilerin grup olarak bir araya geldiklerini, basın-yayın kuruluşları üzerinde nüfuz elde etme, kendilerine ve başkalarına haksız çıkar sağlama, destekledikleri kişi ve siyasi partilerin seçimlerde oy elde etmesi için zor ve tehdit uygulamak suretiyle yıldırma, korkutma ve sindirme gücü kullanarak suç işlemek amacıyla örgüt kurduğunu belirtmişti.
Kararda, sanıkların eylemlerinin, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununda baskı, cebir ve şiddet kullanarak çıkar amaçlı örgüt kurma ve yönetme suçunu düzenleyen 1. maddesi kapsamına girdiğinin sabit olduğuna yer verilmişti.
Yüksek mahkeme, bu suç yönünden aralarında Oktarın da bulunduğu 18 sanık hakkında zaman aşımı süresinin dolmadığına işaret etmişti.
Yeniden yapılan yargılamada İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, özel yetkili ağır ceza mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğuna karar vermişti.
Uyuşmazlığın giderilmesi amacıyla dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesi ise davaya bakmakla İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin görevli olduğunu belirterek, dosyayı iade etmişti.
adnan hocanın hic bir kosulda
sindirilemeyecegine inanıyorum avukatı
aracılıgıyla yuzlerce müridini emirle
yönlendirecektir. onları ona inanan
beyinleri geri döndürmek imkansız
annelerini babalarını silen bu kişiler
kendilerini adnan hocaya adamıslar.
bence Apdullah öcalan gibi adaya
kapatılmalı müridlerini de zorunlu
psikologa gönderilmeli ki onun
etkisinden devlet yardımıyla
cıkabilsinler.
Meltem Özcan - İstanbul
20 Mayıs 2008, Salı 20:08
Ya bence hapse girmiş, girmemiş o
kadar önemli değil. Artık insanlar
faaliyetlerini içerden de yürütüyor.
Ben asıl ilahi adaletin kararını
bekliyorum. Acaba öbür
dünyada "cennetimi pay etme hakkını
sana kim verdi" diye yüce yaradan
sorunca ne cevap verecek? Ben onun
için cehennemin en dibinden başka bir
olasılığı pek göremiyorum
Metin - Rize
18 Mayıs 2008, Pazar 19:36
Bazı yorumlara baktımda bilimsel
olmanın ilk şartı evrimi kabul
etmekmiş gibi ifadeler var.Peki
evrimcilere soruyorum ilk hücre nasıl
çıktı?Adnan hacamızı hapise atan
mücadele ettiği evrimciler ve
masonlardır.